USD
3,9302
EURO
4,6037
ALTIN
161,3688

BETÜL AŞIK YAZIYOR:BIRAKIN ÇOCUKLAR ÇOCUK KALSIN!

Çocuk neydi? Şu zamanda “çocuk” sadece iç burkuntusu… Hani umuttu ya… Hayâldi hepsi ve şimdi gerçek… Hiç düşünemezdik çocuk ve mağduriyet kelimesinin ya da çocuk ve haksızlık, ya da çocuk ve istismar, çocuk ve tecavüz gibi kelimelerin yan yana geleceğini. Var mıdır düşünen? Varsa da zaten olan olmuştur. Çocuk her zaman masumiyetin sembolüdür. Güçlü bir […]

BETÜL AŞIK YAZIYOR:BIRAKIN ÇOCUKLAR ÇOCUK KALSIN!

Çocuk neydi?

Şu zamanda “çocuk” sadece iç burkuntusu…

Hani umuttu ya…

Hayâldi hepsi ve şimdi gerçek…

Hiç düşünemezdik çocuk ve mağduriyet kelimesinin ya da çocuk ve haksızlık, ya da çocuk ve istismar,

çocuk ve tecavüz gibi kelimelerin yan yana geleceğini. Var mıdır düşünen?

Varsa da zaten olan olmuştur.

Çocuk her zaman masumiyetin sembolüdür. Güçlü bir şeyi örnek verdiğimiz zaman “anne” kelimesini

kullanırız. Anne güçlüdür çünkü. Mesela son kitabımın adı; Çikolata Kahvesi. “Neden?” diyorlar.

“Neden Çikolata Kahvesi” Burada sadece çikolata ve kahve yok, kahvesi de var.

Kahverengi duygusal bir renktir. Toprağı temsil eder. Üretkendir, doğurgandır. Toprak bile annedir.

Bir ağaca deli gibi sahip çıkmaya çalışıyoruz. Aman ormanlar yanmasın, yeşil solmasın diye

çırpınıyoruz. Peygamberimiz bile; “Kıyametin kopacağını bileseniz elinizdeki fidanı dikiniz.” Diyor.

Toprak böyle bir şey; anne kadar asil, cesur ve vakur! Ya çocuk… Bakın bir renkten nerelere geldik.

Çocuk; gözbebeği. Ve son zamanlarda hatta yıllarda çocukları yüzü gözü kan içinde görüyoruz,

kıyılara vurmuş minik bedenlerini görüyoruz, tecavüz hadiseleriyle duyuyoruz! Nasıl bir yozlaşma,

sapıtma ki bunu duyuyoruz ve zaman zaman hazmedebiliyoruz. “Zaman zaman” dememdeki kasıt;

susuyoruz! Tamam, sen, ben, o kızıyoruz, yazıyoruz, ses çıkarıyoruz… Sonuç; HİÇ! Neden hiç? Yaptırım

uygulayabileceklerin gözbebeklerine bir hâl gelse ne olur acaba?

Şu an bile nice evlât feryat içinde! Kim duyuyor? Çoğu anne, baba utancından hiç kimseye açamıyor

derdini. Ya çocuk ne yapsın? Ensest ilişkiler almış başını gidiyor. Gider tabii. Sebep? PEDOFİLİ!

Bir de Pedofilimiz var. Şerefsizliğe giydirilmiş en güzel kıyafet bu olsa gerek. Pedofili nedir ya hu? Biri

bana bunu aklın ve vicdanın gölgesinde anlatıversin. Daha yaşına girmemiş bebekler mağdur edilecek,

mağdur edene de Pedofili payesi verilecek? Bebek başına gelenleri hatırlamayacak belki… ( bunu bile

diyoruz o hâllerdeyiz. Hâlimize bakın! İçler acısı…) Ya çocuklar? Çocuklar ne yapsın? Gir çık tecavüz et

elin garibine. Sonra ne olsa beğenirsiniz. Adamcağız Pedofili. Bu paye değildir de nedir? E çocuk ne

olacak? Eh onu da yollayın bir pedagoga… En kötüsü Müge Anlı çözer. Valla o kadından Allah razı

olsun. Birçok manyağı ortaya çıkardı. Çıkardı çıkarmasına da akıbetleri ne oldu. Hoş bu ülkede ne

olacak canım. Neyse…

Ben Pedofili denen şeyi ancak paye olarak görürüm ve bu minvalde idamı isterim. Geçen gün sosyal

medya adresimde sapıklara idam diye bağırınca ressam arkadaşlarımdan biri demez mi; “Betül Hanım

biz sizi entelektüel birikimi olan biri olarak biliyoruz. Nasıl idamı savunursunuz?” dedi. Çok enteresan.

Evet, idamı savunmak da enteresan. Sonuçta bir can gidecek ama nasıl bir can? Önce bunu tartışmak

gerek. Elbette ki merhamet sahibi bir insan bir başka canlının canının sağlığı için mücadele verir.

Ama… Konu önüne gelene tecavüz eden olunca ben onun insan olduğunu zaten düşünmem ki

arkadaş? Ölsün yani. Evet, bu kadar açık ve net. Biri benim çocuğuma tecavüz edp hem çocuğumun

hem benim hayatımı karartacak ben de eyvallah diyeceğim! Yok, canısı yok, bunu hiçbir babayiğit

demez. Entel de olsan, dantel de olsan mide kaldırmaz! Ortada bir can var hem de minik bir can.

Hayata, dünyaya böylemi “merhaba” desin yavrucaklar. İki şerefsiz yüzünden dünyaya mı küssünler.

Onlar da pedofili pedofili kurban arayışlarına devam etsin.

İdam gelsin sapıkların nesli tükensin bir zahmet. Bu aflar, bu kanunsuzluklar millet olarak bizleri

rencide ediyor. Yeter artık. AB’nin zaten bizimle işi olmaz. Ama bizim kendimizle çok işimiz var ve

olacak. Sen dinamiklerini, genç nüfusunu, çocuklarını koruma altına almazsan çok canın yanar. Önce

çocuklar, gençler… Biz daha çocukları sapıkların elinden kurtaramazken nasıl bir nesil bekliyoruz?

Sanat duyalım, sanatın içinde müzikle ilerlerken edebiyata rahatlayalım, resim olmazsa olmazımız

olsun meselâ… Ne zaman geçeceğiz bir üst basamağa? Yeter artık.

Sanat ve entelektüel seviyen olmazsa kendini bilemezsin. Artık dünya insanı yetiştirin. Gönder

giyotine bir iki sapık bak bir daha oluyor mu? Bu konuda çok mağdur aile var çook!

Ben pedofili denen saçmalığı reddediyorum. Ha bu arada Pedofilinin kibarca açılımı şu: Sübyancılık.

Yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları veta ergenliğe yeni girmişleri cinsel açıdan çekici

bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık. Bu

rahatsızlığa sahip olanlara pedofil ya da sübyancı denir.

Sübyancı nedir ya? Bu hafifletici bir sebep midir yani?

Düşünsenize şöyle bir karşı cevabı; “Eh n’apalım bizim adam sübyancı çıktı.” Filân… Çok enteresan.

İdam gelsin NET.

Bu sapıkların sayısı azalsın NET

Çocuklarımız, gençlerimiz rahat bir nefes alsın. Dünyayı tanımadan hayatı kararmış bir çocuktan ne

bekleyebilirsin. İşte ondan hatta onlardan hiç ama hiçbir şey beklemeyin.

KEDOFİLİ

Tabii ya… Bir de mağdur hayvanlarımız var… Tecavüze uğrayan tavuklar, kediler, eşekler… Peki, bunu

yapan sapıklara ne kılıf uyduracaksınız? Hiç yorulmayın, ben buldum; KEDOFİLİ!

#idamgerigelsin

Betül Âşık

www.betulasik.com

info@betulasik.com

OLAYHABER.COM

YORUMLAR






    0 YORUM

Google Analytics Alternative