USD
EURO
ALTIN

izmit escort

mersin escort

YSK İSTANBUL KARARINA KARŞI ÇIKAN BAŞKAN GÜVEN VE 3 ÜYENİN MUHALEFET ŞERHİ“SOMUT HİÇBİR KANIT VE BELGE YOK”

 YSK’nın İstanbul kararına karşı çıkan 4 üyenin muhalefet şerhi Yüksek Seçim Kurulu’nun 6 Mayıs’ta iptal ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin gerekçeli kararı açıklandı. YSK’nın 11 üyesinden 7 sinin iptal 4’ünün de ‘iptale gerek yok’ kararı verdiği biliniyordu. ‘İptal etmeye gerek yok’ diyen 4 üyenin muhalefet şerhi de gerekçeli karar içerisinde yayımlandı. İşte 4 üyenin muhalefet […]

YSK İSTANBUL KARARINA KARŞI ÇIKAN BAŞKAN GÜVEN VE 3 ÜYENİN MUHALEFET ŞERHİ“SOMUT HİÇBİR KANIT VE BELGE YOK”

 YSK’nın İstanbul kararına karşı çıkan 4 üyenin muhalefet şerhi

Yüksek Seçim Kurulu’nun 6 Mayıs’ta iptal ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin gerekçeli kararı açıklandı. YSK’nın 11 üyesinden 7 sinin iptal 4’ünün de ‘iptale gerek yok’ kararı verdiği biliniyordu. ‘İptal etmeye gerek yok’ diyen 4 üyenin muhalefet şerhi de gerekçeli karar içerisinde yayımlandı. İşte 4 üyenin muhalefet şerhi…

MUHALEFET ŞERHİ KOYAN ÜYE KÜRŞAT HAMURCU

YSK’nın İstanbul’daki seçimleri iptal etmesinin gerekçesini yayımlamasının ardından seçimin iptali için aleyhte oy veren YSK üyesi Kürşat Hamurcu muhalefet şerhinde, sonuçlara itiraz eden AKP’nin sandık kurul başkanlarının usülsüzlük yaptığına ilişkin kesin belge ve kanıt sunmadığını belirtti.

“SOMUT HİÇBİR KANIT VE BELGE YOK”

YSK üyesi Kürşat Hamurcu’nun muhalefet şerhinde, “Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı sandıklarda, oy kullanan seçmenin oyunun, hangi neden ve gerekçeylegeçersiz sayılması gerektiğine ilişkin itiraz eden tarafından hiçbir somut kanıt ve belge sunulmamıştır.Seçim hukukuna egemen olan serbest, genel oy, eşit, tek dereceli, gizli oy, açık sayım ve döküm ilkelerinin hangisinin kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanı tarafından ihlal edildiği, hiçbir şekilde ortaya konulmamıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle, seçimin sonucuna ne şekilde etki ettiği hususunda somut hiç bir kanıt ve belge sunulmaksızın sadece sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı sandıklarda kullanılan oyların tamamının geçersiz sayılarak 31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul ilinde yapılan Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine karar veren çoğunluk görüşüne katılmıyorum” ifadesi yer aldı.

YSK’nın 31 Mart’taki İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerini iptal etmesinin gerekçeli kararı yayımlandı.

Muhalif 4 üye

Üyelerden Cengiz Topaktaş’ın muhalefet gerekçesindeki, “Seçmenlerin sandık kurulunun oluşumuna itiraz etmeleri ve sandık kurulunun nasıl oluşturulduğunu bilmeleri mümkün değildir. Seçmenler Anayasa gereğince kendilerine tanınan seçme hakkını kullanarak oy vermişlerdir. Sandık kurulunun oluşumunda bir hata varsa bunun sorumluluğu seçmenlere yüklenemez” ifadeleri ise dikkatlerden kaçmadı.

Karara imza atan 11 üyenin 7’si lehte 4’ü ise aleyhte karar vermişti. İptal kararına muhalefet eden 4 üyenin muhalefet gerekçesi şöyle;

T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
– K A R Ş I O Y –
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan YAVUZ Kurulumuz
Başkanlığına verdiği 16/04/2019 – 20/04/2019 ve 22/04/2019 tarihli dilekçelerinde;
31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul İlinde yapılan Büyükşehir Belediye Başkanlığı
seçimlerinin Anayasanın 79, 2972 sayılı Kanunun 25 ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun
14, 110, 112 ve 130. maddeleri gereğince seçimin neticesine müessir olaylar ve haller
sebebiyle iptali ve yenilenmesi ile İstanbul İl Seçim Kurulunca düzenlenerek verilmiş olan
Büyükşehir Belediye Başkanlığına ilişkin mazbatanın iptalini talep etmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin neticesine müessir olaylar ve
haller olarak;
– Bazı sandıklarda; oy pusulasının zarftan çıkmadığı, geçersiz oy pusulalarının
torbada bulunmadığı,
– Oy sayım ve döküm cetvellerine ilişkin olarak usulsüzlükler olduğu,
5.388 adet mühürsüz,
694 adet imzasız,
214 adet boş,
498 adet eksik,
919 adet rakam belirtilmemiş,
1135 adet sayısı eksik oy sayım döküm cetveli olduğunu,
– Oy sayım ve döküm cetvelleri ile sandık sonuç tutanakları arasındaki usulsüzlükler
(oy kaydırmaları) olduğunu,
– Sandık sonuç tutanaklarının 298 sayılı Kanuna ve Yüksek Seçim Kurulunun 138
sayılı Genelgesine aykırı şekilde düzenlendiğini,
geçersiz zarf sayısı ve geçersizlik sebebinin, eksik pusula çıkmış ise hangi seçim
türüne ait olduğunun, boş zarf sayısının, itiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy
pusulası toplamının, geçersiz sayılan oy pusulası sayısı ve geçersizlik sebebinin, hesaba
katılmayan oy pusulası sayısı ve şikayetlerle ilgili kararların neler olduğunun yazılmadığını
belirterek çeşitli ilçe seçim kurullarına ait örnek olarak 50 sandık numarası bildirmiştir.
– Geçersiz oyların yeniden sayılması sırasında 4 torbada toplam 14 oy pusulası ile 20
geçersiz oy pusulasının çıkmadığını, kayıp olduğunu,
– Anayasa ve 298 sayılı Kanun gereği oy kullanmaması ve seçmen olmaması gereken
kısıtlı, ölü, tutuklu ve hükümlü olanların yerine oy kullanıldığını, bu kapsamda;
2.732 adet oy kullanan kısıtlı seçmen,
1.229 adet yerine oy kullanılan ölü seçmen,
10.290 adet hem cezaevi hem de başka seçmen listesinde kayıtlı seçmen,
5.287 adet İstanbul seçmen listesinde kayıtlı hükümlü seçmen,
236 adet İstanbul’da yerleşim yeri adresi cezaevi olan seçmen,
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, bu oyların toplam 19.774 olup sonucu etkilediğini,
– Büyükçekmece İlçesinde usulsüz kaydedilen seçmen olup kamu binaları, tır parkları
ve boş arsaların mesken gibi gösterildiğini,
– 298 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereği kısıtlıların seçmen olamayacağını, 21.782
kişinin zihinsel engelli olup kısıtlı olduğunu, bunların 424 kişisinin mahkeme kararı ile kısıtlı
olduğunu;
– Anayasa ve 298 sayılı Kanun gereği oy kullanmaması gereken kamu hizmetinden
yasaklı olanların oy kullandığını, 6749 sayılı Olağan Üstü Hal Kapsamında alınan tedbirlere
ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair Kanunun 4/2
fıkrasında “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler “bir daha kamu hizmetinde istihdam
edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler…” hükmüne yer verildiğini,
Danıştay Sekizinci Dairesinin Esas 2017/5427 Karar 2017/7088 sayılı kararında “olayda 692
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yukarıda yer verilen hükümde, ekli listede emekli
personel hakkında kamu hizmetinden yasaklanma kararı verildiği ve bu durumda olup,
mahalli idare organlarındaki üyeliklere seçilenlerin seçilme yeterliliğini kaybetmiş olduğu
açıktır” denildiğini, Danıştay İdari Dava Daireler Kurulunun 21/02/2018 tarih 2018/580 Esas,
2018/522 Karar sayılı kararında KHK ile ihraç edilen kişi ile ilgili kamu haklarından yasaklı
olması nedeniyle meclis üyeliğinden düşürülmesi istemiyle ilgili seçilme yeterliliğini
kaybedip kaybetmediğine ilişkin incelemenin Danıştayca yapılmasında hukuka aykırılık
bulunmadığına karar verdiğini, KHK ile ihraç edilen 14.591 kişinin 298 sayılı Kanunun 8.
maddesi kapsamında oy kullandığını ve sonucu etkilediğini,
– Sandık kurullarının oluşturulmasına dair 298 sayılı Kanuna açık aykırılık ve
usulsüzlük olduğunu, mülki idare amiri tarafından ilçe seçim kuruluna gönderilen kamu
görevlileri listesi dışına çıkılarak, yerleşim yeri adresi ve görevi dışına çıkılarak
görevlendirme yapıldığını, kamu görevlisi sıfatı taşımayan kişilerden atama yapıldığını, kamu
görevlisi olsa bile görev verilemeyecek kişilerin listeye eklendiğini, bu kapsamda;
31.280 sandık başkanının 6.539’unun kamu görevlisi olmayanlar arasından,
31.280 sandık kurulu memur üyesinin 13.084’ünün kamu görevlisi olmayanlar
arasından atandığını,
bunların içinde “hademe, hizmetli, aşçı, garson, şoför, bahçıvan, hemşire” olduğunu,
Sandık kurullarının kanuna aykırı oluşturulması nedeniyle bazı olumsuzluklar
oluştuğunu bunların;
– Oy verme esnasında seçmene telkinde bulunma,
– Seçmene İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ait oy pusulasını eksik
veya fazla verme,
– Oy sayımında partiler arasında kaydırma ve yanlış işlemler yapma,
– Oy sayım ve döküm cetvellerinin torba içinde bulunmama durumları olup her iki
aday arasındaki oy farkı gözönüne alındığında tam kanunsuzluk olduğu, kasten veya organize
yapılan bu usulsüzlüklerin seçimin neticesine müessir olaylar ve haller kabul edilerek İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin Anayasanın 67, 79 ve 2972 sayılı Kanunun 25
ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri kapsamında iptal
edilerek yenilenmesine ve İstanbul İl Seçim Kurulunca düzenlenerek verilmiş olan
Büyükşehir Belediye Başkanlığına ilişkin mazbatanın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Talep, 31 Mart 2019 Pazar günü yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
seçiminde oluştuğu ileri sürülen seçimin neticesine ve dürüstlüğüne müessir olaylar nedeniyle
seçimin iptali ve yenilenmesi ile mazbatanın iptaline ilişkindir.
Yüksek Seçim Kurulunca;
– Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından verilen 16/04/2019, 20/04/2019 ve 22/04/2019
tarihli dilekçeler birlikte değerlendirilerek karar verilmiştir.
Yüksek Seçim Kurulu T.C. Anayasası 79, 298 sayılı Kanunun 113/3 ve 7062 sayılı
Kanunun 4/3 maddesi gereğince 11 kişiden oluşan üye tam sayısı ile yaptığı toplantı sonunda;
06/05/2019 tarih, 2019/4219 sayılı kararıyla;
a) Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca Kanuna aykırı oluşturulması ve
bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ile yenilenmesine,
b) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Mazbatasının iptaline,
c) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçiminin 23 Haziran 2019
tarihinde yapılmasına,
oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Yüksek Seçim Kurulumuz Adalet ve Kalkınma Partisince kısa karara gerekçe yapılan
hal dışında gösterilen olay ve halleri seçimin neticesine müessir olarak kabul etmemiş olup bu
kabul Yüksek Seçim Kurulunun istikrar kazanmış içtihatlarına da uygundur.
Sandık kurullarının Kanuna aykırı oluşturulması nedeniyle seçimin iptali kararına ise
katılmak mümkün olmamıştır.
Yaptırılan inceleme neticesinde; bazı sandıkların sayım döküm cetvellerinin
mühürsüz, bazılarının mühürlü, bazılarının da bir sahifesinin mühürlü, bir sahifesinin
mühürsüz olduğu görülmüştür. 101 sayım döküm cetvelinin dolu ancak imzasız olduğu
anlaşılmıştır. 214 adet sayım döküm cetvelinin boş olduğu ileri sürülmüş ise de 22 sandığa ait
sayım döküm cetvelinin boş olduğu, 4 ayrı türde oy kullanılan aynı sandıkların 19’unda ilçe
belediye başkanlığı ve belediye meclisi seçimine ait sayım döküm cetvelinin bulunduğu,
tamamının sandık sonuç tutanaklarının olduğu, Adalet ve Kalkınma Partisi Temsilcisinin bu
sandıklarda görev yaptığı anlaşılmıştır.
Bazı sayım döküm cetvelinde döküm neticesinin rakamla yazılmadığı, bazılarında
kurul üyelerinin bazılarının imzasının eksik olduğu ve 40 sandıkta sayım döküm cetveli,
sandık sonuç tutanağa aktarılırken hata yapıldığı görülmüştür.
298 sayılı Kanunun 100. maddesinde zarfların açılması, oyların sayım ve dökümünün
nasıl yapılacağı belirlenmiş olup bu işlemlerde bir takım eksikliklerin olduğu tespit edilmiştir.
Ancak 298 sayılı Kanunun 105. maddesinde
“Sandık kurulu, her seçim türü için ayrı hazırlanmış sandık sonuç tutanağını, iki nüsha
olarak, sayım ve döküm işlemleri sırasında elde edilen bilgilere ve sayım ve döküm cetveli
sonucuna göre düzenler. Bu tutanakların ait olduğu bölümüne, her seçim türüne ilişkin bilgiler
eksiksiz olarak işlendikten sonra, başkan ve üyeler tarafından ad ve soyadları yazılarak
imzalanır ve sandık kurulu mührü ile mühürlenir.
Yukarıdaki fıkra gereğince işlenmesi gereken bilgiler şunlardır:
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
1. Sandığın bulunduğu ilin, ilçenin ve seçim bölgesinin adı ile sandığın numarası.
2. Oy vermenin yapıldığı tarih ve gün.
3. Oy sandığının sandık kurulu üyeleri ve seçim yerinde bulunanlar önünde açılış saat
ve dakikası ile şayet sandık saat 17.00’den sonra açılmış ise bunun sebebi.
4. Oy verme saati bitiminde sırada bekleyen ve oy kullandırılan seçmen sayısı.
5. İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam zarf sayısı ile kullanılmayarak artan zarf
sayısı.
6. İlçe seçim kurulundan teslim alınan toplam oy pusulası sayısı ile kullanılmayarak
artan oy pusulası sayısı.
7. Sandık seçmen listesinde yazılı olan seçmenlerin sayısı.
8. Sandık seçmen listesinde kayıtlı olmayan ancak bu Kanun gereği o sandıkta oy
kullanan seçmen sayısı.
9. Oy kullanan seçmenlerin toplam sayısı.
10. Sandıktan çıkan zarf sayısı.
11. Geçerli zarf sayısı.
12. Geçersiz zarf sayısı ve geçersizlik sebebi.
13. Zarf sayısı oy kullanan seçmen sayısından fazla ise, eşitliği sağlamak amacıyla
yakılan zarf sayısı.
14. Belediye seçimlerinde, oy zarfı içinden eksik oy pusulası çıkmış ise eksik çıkan
oyların hangi seçim türüne ait olduğu ve sayısı.
15. İçinden hiç oy pusulası çıkmayan boş zarf sayısı.
16. İtiraz edilmeksizin geçerli sayılan oy pusulalarının sayısı.
17. İtiraz üzerine geçerli sayılan veya hesaba katılan oy pusulası toplamı.
18. Geçerli oy pusulalarının toplamı.
19. Geçersiz sayılan oy pusulası sayısı ve geçersizlik sebebi.
20. Hesaba katılmayan oy pusulası sayısı ve hesaba katılmama sebebi.
21. Geçersiz sayılan veya hesaba katılmayan oy pusulası toplamı.
22. Siyasi partilerin ve bağımsız adayların aldıkları toplam geçerli oylar ile ittifakların
her birinin aldığı toplam geçerli ortak oyların yazı ve rakamla belirtilecek sayısı.
23. Oylama iş ve işlemlerine ve oyların sayım ve dökümüne dair yapılan şikâyetlerle
bunlara ait kararların nelerden ibaret bulundukları.
24. Birden fazla sayım ve döküm yapılmış ise sayısı.
25. Sayım ve döküm sonucunun başkan tarafından orada hazır bulunanlara ilan
edildiği.
Sandık sonuç tutanağının onaylı bir sureti, sandık kurulu tarafından sandığın
konulduğu bina veya yapıda herkesin görebileceği bir yere asılır. Bu tutanaklar oy verme
gününden itibaren bir hafta süreyle asılı kalır.
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Sandık sonuç tutanağının birer sureti, o seçim çevresinde seçime katılan ve talep eden
siyasi parti ve bağımsız adayların müşahitlerine, yeteri kadar hazırlanarak sandık kurulu
başkanı ve üyelerince imzalandıktan ve mühürlendikten sonra verilir. Bu tutanaklar, talep
halinde öncelikle sandık kurulunun siyasi partili üyelerine imza karşılığı verilir. Ancak bu
halde, o partinin müşahidine ayrıca tutanak verilmez. Müşahitlere verilecek sandık sonuç
tutanakları, çok yapraklı kopyalı suret biçiminde hazırlanır. Sandık sonuç tutanağı verilen
müşahit ve sandık kurulu üyelerinin ad ve soyadları ile temsilcisi oldukları siyasi partinin adı
veya bağımsız adayın adı ve soyadı sandık kurulu tutanak defterine yazıldıktan sonra
tutanağın teslim alındığına dair imzaları alınır.
Sandık kuruluna, her seçim türü için oy pusulasındaki siyasi parti ve bağımsız aday
sayısından beş fazla sayıda sandık sonuç tutanağı verilir. Bu tutanakların düzenlenmesine
ilişkin usul ve esaslar Yüksek Seçim Kurulunca belirlenir”hükmü mevcuttur.
Bu sandıkların tamamına yakınında Adalet ve Kalkınma Partisi ile birlikte diğer partili
üyeler görev yapmış ve sandık sonuç tutanaklarını imzalamıştır. Bu eksiklikler sonradan
ilgililerince tamamlanabilecek bir noksanlıktır. Önemli olan sandık sonuç tutanağının sandık
kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanmasını müteakip ilçe ve il birleştirme
tutanaklarına ve dolayısıyla SEÇSİS sistemine doğru aktarılmasıdır.
İmzasız 101 sayım döküm cetvelinin tamamında başkan ve memur üye ile birlikte Ak
Parti ve üç sandık hariç CHP tüm sandıklara üye vermiş olup hatta Adalet ve Kalkınma Partisi
145, Cumhuriyet Halk Partisi 120 olmak üzere bazı sandıklarda 1’den fazla üye ile temsil
edilmişlerdir.
Ayrıca imzasız sayım döküm cetvelleri ile sandık sonuç tutanakları uyumlu olup seçim
iptal nedeni olabilecek bir uyumsuzluk görülmemiştir.
Sayım döküm cetveli olmayan 22 sandıkta görev yapan sandık kurulu üyeleri aynı
sandıklarda diğer seçim türüne ait 19 sandığın sayım döküm cetvellerini ve 22 sandığın
sandık sonuç tutanağını doldurduğuna ve tutanak defterine bir itiraz yapılmadığına göre siyasi
partilerin müşahitlerinin ve oy verme yerinde hazır bulunanların huzurunda oy sayım ve
döküm işleminin yapılmış olması karşısında sayım ve dökümün sandık başında
denetlendiğinin ve buna göre sandık sonuç tutanağının tanzim edildiğinin kabulü gerekmekle
bu eksiklikler tüm Kurulca iptal nedeni olarak görülmemiştir.
Maddi hatalarla ve kaydırmalarla ilgili usulsüzlükler giderilerek, SEÇSİS’e
işlendiğinden iptal nedeni kabul edilmemiştir.
Sandık sonuç tutanağındaki geçersiz oyların geçersizlik nedenlerinin yazılı olmayışı
da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine yönelik 39 İlçede geçersiz oylar
yeniden sayıldığından iptal nedeni olarak görülmemiştir.
İstanbul Büyükçekmece İlçesinde hayali bina oluşturarak, kamu binalarını, tır
parklarını, boş arsaları mesken gibi göstererek usulsüz seçmen kaydı yapıldığı ve bununla
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı ileri sürülmüş ise de, kesinleşmiş
seçmen kütüklerindeki yolsuzluklara ve 298 sayılı Kanunun 130. maddesinin 1. fıkrasının 6.
bendindeki hükme dayanılarak mazbatanın veya seçimin iptali istenemeyeceğinden (YSK
2004/436, 2014/3119)
Ayrıca 298 sayılı Kanuna ilişkin yolsuzluk yapan şahıslar aleyhine ilgili mercilerce
takibat yapılması, dava açılması suçların takibi yönünden doğal olup, bu bağlamda yürütülen
ceza davaları ile verilen ceza mahkumiyetleri seçimin iptalini gerektirmeyeceğinden (YSK
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
2005/539) seçmen listelerinde usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle seçimin iptali talebi kabul
edilmemiştir.
İki aday arasındaki oy farkı 13.729 olup 2.732 oy kullanan kısıtlı seçmen, 1.229 adet
ölü yerine oy kullanan seçmen, 10.290 hem cezaevi listesi hemde ikametgahı seçmen
listesinde kayıtlı olup oy kullanan seçmen, 5.287 adet İstanbul seçmen listesinde kayıtlı
hükümlü seçmen, 236 yerleşim yeri cezaevi olan seçmen, 21.358 zihinsel engelli seçmen, ek
5.315 kısıtlı seçmenin oy kullandığı ileri sürülmüş ise de bu nedenlere dayalı usulsüz oy
kullanıldığı tespit edilen kişi sayısı 706 olup sonuca etkili görülmemiştir, iptal nedeni
sayılmamıştır.
Kamu Hizmetinden yasaklıların oy kullanmasıyla ilgili olarak; 24 Haziran 2018
tarihinde yapılan 27. Dönem Milletvekili seçiminde aday gösterilen İbrahim Özden
KABOĞLU’nun milletvekili seçilme yeterliliği bulunmadığı 686 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 1. maddesinin Ek 1 sayılı listesi ile Marmara Üniversitesindeki memuriyet
görevinden ihraç edildiği, kamu hizmetinden yasaklı olduğundan milletvekili adaylığının iptal
edilmesi istenilmiş olup yapılan değerlendirme sonucunda, Yüksek Seçim Kurulunun
28/05/2018 tarihli, 2018/613 sayılı kararında;
Resmî Gazete’nin 07/02/2018 tarihli, 29972 Mükerrer sayılı nüshasında yayımlanan
686 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin (KHK) “Kamu personeline ilişkin tedbirler” başlıklı 1. maddesinin (2).
fıkrasında; “Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı
aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata
yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya
dolaylı olarak görevlendirilemezler …” düzenlemesi yer almaktadır.
686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de yer alan “kamu hizmetinde istihdam
edilemezler” kuralı, Kanun Hükmünde Kararname ile görevinden çıkarılanların idarenin genel
idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin görülmesinde
çalıştırılamayacakları anlamına gelmekte olup, milletvekillerinin idarenin yürütmekle
yükümlü olduğu kamu hizmetini gören memur ve diğer görevliler kapsamında
değerlendirilemeyeceği tartışmasızdır.
Kurulumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; Anayasanın 76., 2839 sayılı
Kanunun 11. maddesindeki, kamu hizmetlerinden kısıtlılık halinin mahkeme kararına
dayanması gerektiği, ilgili hakkında kısıtlılığa ilişkin herhangi bir mahkeme kararı
bulunmadığı, 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesinin (2). fıkrasındaki
düzenlemenin de milletvekilliğini kapsamadığı anlaşılmakla, itirazın reddine karar verilmesi
gerekmiştir.” demek suretiyle kapsamı belirlemiş ve düzenlenmenin milletvekilliğini
kapsamadığını oy birliği ile tespit etmiştir.
Seçilme hakkı olan kişi için seçme hakkı olmadığı söylenemez. Kaldı ki Kanun
Hükmünde Kararname ile ihraç edilenler 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanı
ve 27. Dönem Milletvekili seçimi ile 31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler
Seçimlerinin tamamında oy kullanmış olup Adalet ve Kalkınma Partisinin bu itirazı iki sayın
üyemizin muhalefeti ile ve çoğunluk kararı ile iptal nedeni olarak değerlendirilmemiştir.
Buraya kadar zikredilen hususlar Kurulumuzca seçim sonucuna müessir kabul
edilmemiştir.
Sayın çoğunluk ilçe seçim kurullarınca bir kısım sandık kurullarının, Kanuna aykırı
oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeni ile seçimin iptaliyle
yenilenmesine kararı vermiş olup katılmak mümkün olmamıştır.
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Kurulda 212 sandık ve ilave 41 sandık üzerinde yapılan değerlendirmede, ilçe seçim
kurullarınca bildirilen listeye göre 222 sandık kurulu başkanının özel şirket çalışanlarından
görevlendirildiği ve bunun sonuca etkili olduğu çoğunluk tarafından benimsenmiştir. Gerekçe
olarak da sandık kurulu başkanlarının belirlenme usulünün 298 sayılı Kanunun 22.
maddesinde tespit edildiği “ilçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare
amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu
başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç
duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekmek suretiyle tespit
eder ve bu kişiler arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler”
hükmüne aykırı oluşturulduğu, bunun kanuna aykırı olup sandıkta usulsüzlüklere neden
olduğu ve seçim sonucunu etkilediği gerekçesine dayanmıştır.
298 sayılı Kanunun 22. maddesi tüm kamu görevlilerinin listesinin mülki idare amiri
tarafından yerleşim yeri adresi esas alınmak suretiyle ilçe seçim kurulu başkanlıklarına
gönderileceğini ve İlçe Seçim Kurulu Başkanının sandık kurulu başkanlarını bu kamu
görevlileri arasından ad çekme ile tespit edeceğini hüküm altına almıştır.
İlçe seçim kurulu başkanı bu şekilde gelen listelerden ad çekme işlemlerini 298 sayılı
Kanunun 23/8 fıkrası uyarınca ilçe seçim kurulu huzurunda yapmak zorundadır. İlçe seçim
kurullarının tümünde Adalet ve Kalkınma Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin üyesi görev
yapmaktadır.
Yasa koyucu sandık kurulu başkanlarının usulsüz atanmalarını tam kanunsuzluk
nedenine dayalı mutlak iptal sebebi saymamıştır. Yüksek Seçim Kurulu da kararlarında tam
kanunsuzluk nedeniyle iptal sebebi saymamıştır. 298 sayılı Kanunun 119. maddesinde
“sandık kurullarının teşkiline dair, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan
işlemlerin düzeltilmesi için, bu işlemlerin neticesinden itibaren en geç iki gün içinde şikayet
yoluyla düzeltilmesi istenebilir.
Şikayetin reddine dair olan kararlara karşı bildirilmesinden veya tebliğinden itibaren
iki gün içinde il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulları, iki gün içinde kesin karar
verirler.
Bu şikayetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel
değildir.
Ancak, bu itirazın teşekkülünden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna yapılması
şarttır.
İl seçim kurulunun vereceği karar kesindir.” hükmü getirilmiştir.
212 adet sandık kurulu başkanının yasaya aykırı şekilde görevlendirildiğinde şüphe
yoktur. Sandık kurullarının yasada öngörülen şekilde atanmaması halinde yapılacak işlem
Yüksek Seçim Kurulunun 13/12/2018 tarihli 2018/1105 sayılı kararıyla kabul edilen seçim
takvimine göre 02 Mart 2019 tarihinde sandık kurullarının teşkiline dair ilçe seçim kurulu
kararlarına karşı yapılan itirazın il seçim kurulunca kesin olarak karara bağlamasının son günü
şeklinde düzenleme ile belirlenmiştir.
Yüksek Seçim Kurulu Mustafakemalpaşa İlçesinde sandık kurulu başkanının
“belediyede çalışan müdür ve müdür yardımcılarından oluştuğu bu durumun tam kanunsuzluk
hali olduğu ve bu sandıklarda seçim iptali söz konusu olduğu halde seçim sonuçlarının
değişeceğini belirterek seçimin iptali ile yenilenmesi” iddiası üzerine sandık kurulu
başkanının çalıştığı kurumun niteliği ile ilgili değerlendirmeye girmeden sandık kurullarının
teşkiline ilişkin itirazın Yüksek Seçim Kurulunun 2018/1105 sayılı seçim takvimine göre 02
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Mart 2019 tarihinde kesin olarak karara bağlanması nedeniyle tam kanunsuzluk iddiasına
ilişkin talebin reddine karar vermiştir.
Kurullarda görev alamayacak olanların belirlendiği 298 sayılı Kanunun 26.
maddesinde “idare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3üncü
maddesinde yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri ve adaylar bu
kanunda gösterilen kurullara seçilemezler” hükmü mevcuttur.
29 Mart 2009 günü Akdağmadeni Oluközü Beldesinde yapılan Belediye Başkanlığı ve
Belediye Meclis üyeliği seçimlerinde 1058 ve 1061 nolu sandıklarda görev yapan iki kişinin
seçime katılan partiden aday gösterildiği gerekçesiyle yapılan itiraz üzerine Yozgat İl Seçim
Kurulu, Akdağmadeni İlçe Seçim Kurulunun red kararını kaldırarak 02/04/2009 tarih 2009/37
sayılı kararı ile sandık kurulunun 298 sayılı Kanunun 26. maddesine aykırı oluşturulduğu
gerekçesiyle seçimlerin yenilenmesine karar vermiştir.
Yozgat İl Seçim Kurulunun 02/04/2009 tarihli 2009/37 sayılı kararına yapılan itiraz
üzerine Kurulumuz 03/04/2009 tarih 2009/640 sayılı kararla itirazı 298 sayılı Kanunun 119.
maddesi gereğince değerlendirilerek, Yozgat İl Seçim Kurulunun seçimlerin yenilenmesine
dair kararını “sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra bu
kuruluşa karşı yapılacak itirazlar seçimden sonra o seçimlerin iptali için bir itiraz sebebi
olarak ileri sürülemez gerekçesi ile Yozgat İl Seçim Kurulunun 02/04/2009 tarihli 2009/37
sayılı kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
27/04/2009 tarih 2009/1616 sayılı kararda;
Adıyaman İli Merkez İlçesi Yaylakonak beldesi Merkez Mahallesinde kurulan 2028
ve 2029 nolu sandıklarda görev yapan Z.G ile H.D’nin aynı zamanda Belediye Meclis
üyeliğine aday oldukları, ancak aday olan kişilerin 298 sayılı Kanunun 26. maddesine göre
aday olmaları nedeniyle kurullarda görev alamayacaklarından seçimlerin yenilenmesi talep
edilmiştir.
Yüksek Kurul “Kurulumuzca dosyadaki belgelerin incelenmesinden, her ne kadar 298
sayılı Kanunun 26’ıncı maddesi uyarınca aday olanların kurullarda yer alması mümkün değil
ise de bu aykırılığın seçimin iptaline neden olabilmesi için neticeye müessir olduğunun
kanıtlanması gerektiği” gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir.
Kurulumuz 10/04/2004 tarih 2004/1093 sayılı kararında Mahalli İdareler Genel
Seçiminde Artvin Merkez İlçe Belediye Başkanlığı seçimlerinde seçime katılan partinin İl
Genel Meclisi adayının sandıkta görev alması nedeniyle seçimin iptali talebini 298 sayılı
Kanunun 119. maddesindeki düzenlemeyi yazdıktan sonra “Olayda, sandık kurulunun
teşkiline dair yasal süre içinde İlçe Seçim Kuruluna itirazda bulunulmadığından bu süreden
sonra yapılan itirazın reddi gerekmektedir” gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir.
Sandık kurullarının oluşmasında usulsüzlük yapıldığından bahisle Tunceli Belediye
Başkanlığı seçimlerinin iptali talebini de 03/04/2004 tarih 2004/932 sayılı kararla aynı
gerekçe ile reddetmiştir.
298 sayılı Kanunun 21. maddesi gereğince bir başkan 6 asıl ve 6 yedek üyeden
kurulan sandık kurullarında 298 sayılı Kanunun 23. maddesi gereğince o seçim çevresinde
seçime katılan ve ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerden, son milletvekili seçiminde, o
ilçede en çok oy almış olan beş siyasi parti üyesi de görev almaktadır.
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
31 Mart 2019 günü İstanbul’da 39 ilçede 31.186 sandıkta seçim yapılmıştır. Bu
sandıklara Adalet ve Kalkınma Partisi 45.023, Cumhuriyet Halk Partisi 37.009, Milliyetçi
Hareket Partisi 1.502, Saadet Partisi 8.925, Halkların Demokratik Partisi 9.357 olmak üzere
diğer siyasi partilerle birlikte 106.384 partili üye görev yapmıştır.
Dosyadaki belgelere göre; kamu çalışanı olmadığı halde sandık başkanı olarak görev
yapan 754 kişinin görev yaptığı sandıkların 750 tanesinde Adalet ve Kalkınma Partili üye
görev yapmış olup bu sandıklara 1.104 üye vermekle 354 sandıkta iki üye ile temsil
edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi de aynı sandıkların 3 tanesine üye vermemiş, 28 üye
göreve gelmemiş, diğer 723 sandıkta üyesi görev yapmıştır. Aynı sandıklara toplamda 979
üye veren Cumhuriyet Halk Partisinin de 256 sandıkta iki üyesi görev yapmıştır. Bu
sandıklarda ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Saadet Partisi, İyi
Parti, Demokratik Sol Parti, Büyük Birlik Partisi, Demokrat Partili ve Vatan Partili üyeler de
görev yapmıştır.
Sayım döküm cetvelinin olmadığı 22 sandıkta ise başkan hariç Ak Parti 36,
Cumhuriyet Halk Partisi 33, Halkların Demokratik Partisi 12, Saadet Partisi 12, İyi Parti 1,
seçmen 5 üye ve 22 memur üye görev yapmıştır. Bazı partilerin bir sandıkta ikişer üyesi görev
yapmıştır.
31 Mart 2019 günü İstanbul’da yapılan seçimde; 2018 yılında değişen 298 sayılı
Yasanın 22. maddesine aykırı sandık kurulu başkan ve üyesinin görevlendirildiği şüphesizdir.
2004 ve 2009 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen kararlar emsal olmaz
denilebilir ise de kararlar verildiği tarihte yürürlükte bulunan yasadaki sandık kurulu başkan
ve üyelerinin belirlenme usulüne aykırılık haline ilişkin olmakla 298 sayılı Kanunun değişik
22. maddesine aykırılıktan farklı değildir.
Sandık kurullarının usulsüz oluşması tam kanunsuzluk halini oluşturmaz. Sandık
kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra bu kuruluşa karşı yapılacak
itirazlar seçimden sonra o seçimlerin iptali için tek başına bir itiraz sebebi olarak ileri
sürülemez.
298 sayılı Kanunun 21 ve 23. maddeleri gereği 5 kişisi siyasi parti temsilcisi olup 7
kişiden oluşan sandık kurulunda siyasi partili üyelerle birlikte görev yapan usulsüz atanmış
sandık kurulu başkanının 31 Mart 2019 günü yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanlığı seçimine ilişkin maddi hatalar giderilip geçersiz oyların tamamının yeniden
sayılması karşısında tek başına seçimin neticesine tesir ettiğine ilişkin seçimin iptalini
gerektirir tespit olmadığından sayın çoğunluğun seçimin iptali ile yenilenmesine ilişkin
kararına katılınamamıştır.
Başkan Sadi GÜVEN

T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
– K A R Ş I O Y –
31/03/2019 tarihinde yapılan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin,
Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından, olağanüstü itiraz yoluyla iptalinin istenilmesi üzerine,
Kurulumuz seçimin iptaline ve 23/06/2019 tarihinde yenilenmesine oy çokluğuyla karar
vermiştir.
Kurulumuzun çoğunluk görüşü; sandık kurulu başkanı ve bir üyesinin kamu
görevlilerinden belirlenmemiş olması, diğer bir deyişle 298 sayılı Kanunun 22 ve 23.
maddelerine uygun bir şekilde sandık kurulu oluşturulmadığı gerekçesine dayanmaktadır.
Kurulumuz çoğunluğunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali
yönünde verdiği bu karara katılmam mümkün değildir şöyle ki;
298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 21.
maddesi; “Sandık kurulu bir başkan ile altı asıl ve altı yedek üyeden kurulur. Bu kurul asıl
üyeleriyle toplanır.”
298 sayılı kanunun sandık başkanının belirlenmesi başlıklı 22. maddesi; “İlçede görev
yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri
esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına gönderilir. İlçe seçim kurulu
başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkanı sayısının iki
katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler arasından mani hali
bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.
Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından
belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder.”
298 sayılı kanunun sandık kurulu üyelikleri başlıklı 23. maddesi; “Sandık kurulu
üyelikleri aşağıdaki şekilde belli edilir:
İlçe seçim kurulu başkanı, o seçim çevresinde seçime katılan ve ilçede teşkilatı
bulunan siyasi partilerden, son milletvekili genel seçiminde o ilçede en çok oy almış olan beş
partiye, her sandık için birer asıl ve birer yedek üye adını beş gün içinde bildirmelerini tebliğ
eder.
Bu yoldan tespit edilen sandık kurulu üye sayısı beşten az olduğu takdirde, eksik kalan
üyelikler, aynı şartları taşıyan diğer siyasi partilerden, aldıkları oyların büyüklük sırasına
göre, aynı usulle tamamlanır.
Oylarda eşitlik halinde ad çekilir.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanmasına rağmen beş asıl ve beş yedek üyenin tümü
belirlenemediği takdirde, o ilçede seçime katılan ve teşkilatı bulunan diğer siyasi partiler
arasında ad çekilir. Ad çekmedeki sıraya göre, adı çıkan, eksik üyelik sayısı kadar siyasi
partinin yukarıda yazılan usulle bildireceği kimseler, sandık kurulu üyesi olur.
İlçe seçim kurulu başkanı, sandık kurulunun kalan bir asıl ve bir yedek üyesini
belirlemek için önce, 22 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca bildirilen listeden sandık kurulu
başkanı olarak belirlenmeyenler arasından, ihtiyaç duyulan sandık kurulu üye sayısının iki
katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişilerden mani hali
bulunmayanları sandık kurulu asıl ve yedek üyesi olarak belirler.
Yukarıdaki fıkralar gereğince belirlenen sandık kurulu asıl üyelerinden göreve
gelmeyenin yerine, öncelikle, gelmeyen üyenin yedeği alınır.
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemleri, ilçe seçim kurulu
huzurunda, bu kurulun başkanı tarafından yapılır.
Üyeliklerin bu şekilde doldurulması mümkün olmazsa, eksikler, ilçe seçim kurulu
başkanı tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca
olmayan kimselerden doldurulur.”
298 sayılı Kanunun adaylar ve müşahitleri başlıklı 25. maddesi; “Sandık başı
işlemlerini takibetmek üzere, siyasi partiler ve bağımsız adaylar, birer müşahit
gönderebilirler.”
298 sayılı Kanunun kurullarda görev alamayacaklar başlıklı 26. maddesi; “İdare
amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde yazılı askeri
şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar, bu Kanunda gösterilen kurullara
seçilemezler.
648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimseler; bu
kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak, siyasi partiler tarafından görevlendirilemezler.”
298 sayılı Kanunun 130/2 maddesi; “Şu kadar ki; siyasi partilerin il başkanlarıyla
genel merkezleri veya bağımsız aday tarafından tutanağın düzenlenmesinden sonra (7) gün
içinde seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle yapılan itirazlar, seçimin sonucu
hakkında kesin karar vermek yetkisine sahip olan kurullarca, seçimin neticesine müessir
görüldüğü takdirde, alt kademelerce verilen kararların kesin veya kesinleşmiş olması veya
kurullara derece derece ve müddeti içinde müracaat edilmemiş olması, bu itirazın
incelenmesine ve reddine sebep teşkil etmez.”
şeklindedir.
Öncelikle, sandık kurulunun kamu görevlisi olması gereken sandık başkanı ve bir
üyesinin kanunda belirtilen usule göre belirlenmemiş olmasının mutlak ve başlı başına bir
iptal nedeni olup olmadığı tartışılmalıdır. Sandık başkanı ve bir üyenin kanunda belirtilen
usule göre belirlenmemiş olmasının mutlak ve başlı başına bir iptal nedeni olmadığını
belirtmeliyim. Seçimin iptali ile ilgili yapılacak değerlendirmede, bu konudaki kanun
maddelerinin bir bütün olarak ele alınması ve yorumlanması zorunluluğu vardır. Kamu
görevlisi olması gereken sandık başkanı ve bir üyenin kanundaki usule uyulmadan
belirlenmesi halinde bunun 298 sayılı Kanunun 130/2 maddesine göre tek başına seçimin
neticesine müessir olup olmadığına bakılacaktır. Nitekim itiraz nedeniyle yapılan araştırmada,
seçim sonuçlarının bir parti lehine değiştirilmesi için örgütlü bir şekilde hareket edildiği tespit
edilememiştir. Sandık kurullarının oluşturulması sırasında yapılmaması gereken ancak zaman
zaman ve değişik tarihlerdeki seçimlerde de yapılan ihlaller yapılmıştır.
Bu konu değerlendirilirken Yüksek Seçim Kurulunun değişik zamanlarda vermiş
olduğu kararlara da bakmak gerekmektedir. Yüksek Seçim Kurulu değişik zamanlarda verdiği
istikrar kazanan kararlarda, sandık kurullarının oluşumundaki ihlallerin tek başına sandık
sonuçlarının geçerli sayılmamasına neden olamayacağını belirtmiştir. Bu konuda çok sayıda
örnek karar bulunmaktadır. Yüksek Seçim Kurulunun 18/11/1970 ve 370 sayılı kararında;
“Sandık kurullarının 298 sayılı Yasanın 23 üncü maddesine uygun adette aza ile kurulmadığı
ve noksan üyeliklerin seçme yeterliliğini haiz kimseler tarafından dahi doldurulmamış olduğu
seçim kurulunun ….. numaralı sandıklarda iddiaya uygun şekilde tutanakların bir başkan ve
iki aza tarafından imza edilmiş olduğunun tespiti ile kısmen sübut bulmuş ise de sandık
kurullarının teşekkül tarzı seçim sonuçlarına etkili değildir. Kaldı ki bu tarz kuruluşun seçim
sonucunu ve bilhassa itinalının hukukunu herhangi bir şekilde ihlal ettiği iddia ve
belgelendirilmiş değildir. Bu yoldaki itirazın da iddianın seçim sonucuna etkili olmaması ve
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
belgesizlik nedeniyle reddi gerekir.” denilmiştir. Yüksek Seçim Kurulunun 27/04/2009 tarih
ve 1616 sayılı kararında “298 sayılı Kanunun 26’ncı maddesi uyarınca aday olanların
kurullarda yer alması mümkün değil ise de bu aykırılığın seçimin iptaline neden olabilmesi
için neticeye müessir olduğunun kanıtlanması gerektiği, muterizlerin bu hususa ilişkin somut
kanıt sunmadıkları anlaşıldığından 2028 ve 2029 no’lu sandıklarda sayım ve döküm esnasında
298 sayılı Kanuna ve Yüksek Seçim Kurulu genelgelerine aykırı bir işlem yapıldığına ilişkin
somut delil ve gerekçe gösterilmediğinden,” denilmek suretiyle itirazın reddine karar
verilmiştir. Yüksek Seçim Kurulunun 14/04/2019 tarih ve 2760 sayılı kararında “Erzurum ili
Pasinler ilçesi Karavelet mahallesi 1043 no’lu sandık kurulunda üye olarak görev yapan aza
adaylarının seçim sonuçlarına ne şekilde etki ettiklerine dair somut tespit bulunmadığından
Erzurum İl Seçim Kurulunun 06/04/2019 tarihli, 2019/54 sayılı kararının kaldırılmasına,”
denilmiştir. Yüksek Seçim Kurulunun 31/01/1974 tarih ve 664 sayılı kararında “Kurulumuzun
8.8.1972 günlü ve 14270 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 28.07.1972 günlü ve 235 sayılı
kararında öngörüldüğü üzere sandık kurullarında görev almaları mümkün bulunmayan
kimselere görev verilmiş olması nedenine dayanılarak bir seçimin iptal edilebilmesi için
kanuna aykırı bu davranışın seçim sonuçlarına etki yaptığının gerçekleşmiş bulunması şarttır.
İtiraz dilekçesinde bu yolda bir gerekçe olmadığı gibi, durumu belirten bir belge de
bulunmamaktadır. O halde, yersiz bulunan itirazın reddine karar verilmelidir.” denilmiştir.
Kuşkusuz Yüksek Seçim Kurulunun buna benzer çok sayıda kararı vardır ve hepsini tek tek
buraya yazmak mümkün değildir. Yüksek Kurulumuzun en son verilen bu karara kadar sandık
başkanı ve sandık kurulu üyesi ataması nedeniyle iptal ettiği bir seçim bulunmamaktadır.
298 sayılı Kanunun 21, 22 ve 23. maddelerini göz önüne aldığımızda sandık
kurulunun bir başkan altı asıl ve altı yedek üyeden oluşacağı, bir başkan, bir asıl ve bir yedek
üyenin mülki idare amiri tarafından bildirilen kamu görevlileri listesinden belirlenmesi
gerektiği açıktır. Kural, sandık başkanı, bir asıl ve bir yedek üyenin mülki idare amiri
tarafından bildirilen listeden seçilmesi olmakla birlikte, bunun istisnalarına da kanunda yer
verilmiştir. 298 sayılı Kanunun 22/2 ve 23/son maddeleri istisnaları göstermiştir. Sandık
başkanlarının kamu görevlilerinden belirlenmesi asıl olmakla birlikte, 298 sayılı kanunun
22/2 maddesinde kamu görevlileri dışında belirlenmesi doğrultusunda bir istisnaya yer
verilmiş olması, yine sandık kurulunun bir asıl ve bir yedek üyesinin kamu görevlilerinden
belirlenmesi zorunlu olmakla birlikte 298 sayılı Kanunun 23/son maddesi gereğince eksik
üyeliklerin sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayanlardan doldurulması
hususları gözetildiğinde, sandık başkanı ve üyelerin kamu görevlilerinden alınmaması başlı
başına ve mutlak bir iptal nedeni olmayacaktır.
298 sayılı Kanunun 23. maddesi gereğince sandık kuruluna siyasi partiler tarafından
bildirilen üyeler ve 298 sayılı Kanunun 25. maddesine göre sandık başı işlemlerini takip
etmek üzere görevlendirilen müşahitler, siyasi partilerin birer temsilcisi olarak hareket
etmektedirler. Gerek siyasi partili sandık kurulu üyelerinin gerekse siyasi partili müşahitlerin
sandık başında bulunmaları, sandık kurulu üyelerinin salt çoğunlukla alınan karara
katılmayarak alınacak karara muhalefet şerhi düşmeleri, müşahitlerin sandık başı iş ve
işlemlerine itiraz haklarının bulunması, kısacası sandık başı iş ve işlemlerini denetlemelerinin
seçimin sonucuna sıhhat kazandıracağı açıktır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
seçiminin iptali ve seçimin yenilenmesi için itiraz eden partinin sandık kurulu üyelerinden ve
müşahitlerinden sandık başında hiç bir itiraz gelmemiş olmasının seçimin sıhhatine zarar
verilmediğini gösterdiği açıktır. Sandıklarda yapılan sayımlar sırasında, sayım döküm
işlemlerini engellememek kaydıyla vatandaşların da sayımı izlemesi mümkündür. Gizli oy
açık sayım ilkesine göre yapılan seçimde, sandık kurulunda partili üyelerin görevli olarak
bulunup karar alma sürecine katıldığı, itiraza yetkili partili müşahitlerin sandıklarda
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
bulunduğu, vatandaşlarında oy sayım ve dökümünü izlediği koşullarda oyların herhangi bir
parti lehine değiştirildiğini söylemek mümkün değildir. Böyle bir durum ancak bütün sandık
görevlilerinin ve müşahitlerin bu konuda anlaşmaları ile mümkün olabilir ki, itiraz eden dahi
böyle bir iddia ileri sürmemiştir.
Sandık kurullarının oluşumuna, 26/12/2018 tarih ve 1128 sayılı kararla kabul edilen,
Resmi Gazetede yayımlanan, 139 sayılı genelgemizin 13. maddesinde belirtilen esaslar ve
sürelerde itiraz edilmeksizin, sandık kurulları tarafından oyların sayım ve döküm işleminden
ve sonuçların ortaya çıkmasından sonra itiraz edilmesi ve sandık kurullarının teşekkülü ile
ilgili yapılan araştırmada örgütlü bir şekilde hareket edildiğinin de tespit edilememiş olması
nedeniyle, sandık kurullarının usulsüz olarak teşkil edildiği iddiasına dayalı olarak artık
seçimin iptaline karar verilmesi doğru değildir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde oyların sandık kurullarınca
sayılmasından sonra, tüm sandıklarda yeniden sayım yapılması için Adalet ve Kalkınma
Partisi ilgili ilçe ve İstanbul İl Seçim Kuruluna itirazlar yapmıştır. İlçe ve il seçim kurullarına
yapılan itirazlardan sonra da Kurulumuza yeniden sayıma karar verilmesi için itiraz dosyaları
gelmiştir. Kurulumuzca, 298 sayılı kanunun 112. maddesi gereğince gerekçesi ve delili
olmayan itirazların incelenmemesi ve talebin en başta reddine karar verilmesi gerekirken,
Kurulumuz benim yeniden sayım yapılmasına muhalif olduğum 05/04/2019 tarih ve 1880
sayılı kararda olduğu gibi, verdiği çok sayıda karar sonucunda İstanbul genelinde tüm
sandıklarda geçersiz oylar, bir kısım sandıklarda ise tüm oyların yeniden sayılmasını
sağlamıştır. Bu oyların yeniden sayımı sonucunda da her zaman yapılabilen maddi ve olağan
hataların dışında bir hataya rastlanmamış ve maddi hatalar ile geçerli sayılması gerekirken
geçersiz sayılan oylar nedeniyle yapılan sayım hataları düzeltilmiştir. Yeniden sayım ilçe
seçim kurullarının nezaretinde yapılmış olup, oy pusulaları bir kez daha elden geçirilmiştir.
Sandık kurullarınca sandık başlarında yapılan sayım sonuçları ilçe seçim kurullarınca yapılan
yeniden sayımlar sonucunda bir kez daha meşruiyet kazanmıştır. İki kez yapılan sayım
sonuçlarının tanınmaması ve sırf sandık kurulunun oluşumundan hareket edilerek İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptaline karar verilmesi kabul edilemez bir
durumdur.
298 sayılı Kanunun 26/1 maddesinde sayılan, sandık kurullarında görev alamayacağı
belirtilen kişilerin sandık kurulunda görev almaları da tek başına sandık sonuçlarının
sıhhatine halel getirmez. Burada da yine 298 sayılı Kanunun 130/2 maddesine göre sandık
sonucunun neticesine tesir eden bir hal olup olmadığına bakılır. Aynı şekilde 298 sayılı
kanunun 26/2 maddesi gereğince siyasi partilere üye olamayacaklar siyasi partilerce sandık
kuruluna üye olarak bildirildiğinde ve sandık kurullarında görev yaptıklarında, bu kişilerin
sandık sonucuna tesir edip etmediklerine bakılır. Esasen siyasi partilerin 298 sayılı Kanunun
26/2 maddesi gereğince sandık kurulunda görev alamayacak üye ve müşahit görevlendirip
görevlendirmedikleri doğrultusunda yapılacak bir araştırmada, siyasi partilerin sandık
kurulunda üye ve müşahit olamayacakları bildirip bildirmediklerinin tespiti mümkündür.
Ancak başlı başına iptal nedeni olamayacak bu hal nedeniyle bugüne kadar bu yönde bir
araştırmaya da gerek görülmemiştir.
Adalet ve Kalkınma Partisi Yüksek Seçim Kurulu temsilcisi Recep Özel’in
“16/04/2017 günü yapılmakta olan halk oylamasında bazı sandıklarda oy pusulalarının veya
oy zarflarının ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü ile mühürlenmediği, seçmenin hiç bir
kusuru olmadan bunun gerçekleştiği, seçmenin iradesinin tam bir şekilde sandığa yansıması
için söz konusu oy pusulalarının ve zarfların geçerli olması yönünde karar verilmesine dair
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
müracaatı üzerine, Kurulumuz mühürsüz oy pusulalarının ve mühürsüz zarfların geçerli
sayılmasına 16/04/2017 gün ve 560 sayı ile karar vermiş olup bu kararda;
“Anayasa ve Uluslararası Sözleşmeler ile koruma altına alınan temel bir hakkın
kullanılması sırasında uyulması gereken kurallara aykırı davranılması halinde, somut olayla
ilgili olarak yapılacak olan değerlendirmede; hakkın özünün korunması ve normun
yorumunun, gerçekleşmesi beklenilen amaçla uyumlu olması gerekir.
Asıl olan temel bir hakkın korunması olup, hakkın kullanılmasına ilişkin belirlenen
usul kuralları hakkın güvenli bir şekilde kullanılmasını temin eden araç niteliğindedir. Bireye
tanınan hakkın güvenli şekilde kullanıldığının tespit edildiği hallerde, hakkın kullanılmasının
korunmasına yönelik bir araç olan usul hükümlerinden birine aykırılığın, hakkın özünü
ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması mümkün değildir.
298 sayılı Kanunun, seçim süreci ve oy verme gününe ilişkin yukarıda yer alan
hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, seçimlerin güven içinde yapılması, seçmen iradesinin
tam olarak belirmesi açısından aşamalı ve birden fazla kontrol mekanizması öngörüldüğü
anlaşılmaktadır. Seçim güvenliğinin tek bir usul işlemine bağlanmadığı, aksine birden çok
mekanizmayla bu güvenliğin temininin amaçlandığı görülmektedir. Nitekim, seçimlerde
kullanılan oy pusulası ve zarfların sadece Yüksek Seçim Kurulu tarafından ve filigranlı olarak
üretileceği, zarfların üzerinde Yüksek Seçim Kurulu logosunun yer alacağı, zarfların ve oy
pusulalarının mühürlü paketlerle ilçe seçim kurullarına ulaştırılacağı, zarfların önce ilçe seçim
kurulu mührü ile mühürleneceği, yine oy pusulası ve zarflarının yukarıda belirtilen hükümler
çerçevesinde oluşturulan sandık kurullarına mühürlü paket olarak teslim edileceği, paketlerin,
beşi siyasi parti temsilcilerinden oluşan yedi kişilik sandık kurulunun huzurunda ve birlikte
açılacağı, bu kurulca teslim alınan oy pusulası ve zarflarının sayısının tespitine ilişkin tutanak
düzenleneceği, oy pusulalarının ve zarflarının sandık kurulunca mühürleneceği, oy verme
işleminin belirlenen saatte bitmesinden sonra kullanılmayan oy pusulası ve zarflarının
sayılarak tespitinin yapılacağı, sandıktaki oy zarflarının sayısının belirleneceği, kullanılan oy
zarfları ile oy kullanan seçmen sayısı ve artan zarf sayısının sayılarak sağlamasının
yapılacağı, tüm bu işlemler bittikten sonra oy sayım işlemine geçileceği, oy sayımının, parti
müşahitleri ve vatandaşların izlemesine olanak sağlayacak şekilde gerçekleştirileceği, sayım
işlemleri tamamlandıktan sonra sandık kurulunca ıslak imzalı olarak tutanağa bağlanacağı,
tutanak örneğinin sandık kurulunun siyasi partili üyelerine ve talep halinde sandık kurulunda
temsil edilmeyen diğer siyasi parti müşahitlerine de verileceği ayrıntılı olarak düzenlenerek
seçim güvenliği, birden çok yöntemle denetlenerek teminat altına alınmıştır.
16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşmekte olan oy verme işlemleri sırasında, münferit de
olsa bazı sandıklarda, Yüksek Seçim Kurulunca gönderilen ve sahte olarak benzerlerinin
üretilmesinin engellenmesi amacıyla sandık kurullarına filigranlı olarak teslim edilen oy
zarfları ve pusulalarının sandık kurullarınca mühürlenmeden seçmenlere verildiği, kullanılan
oy zarfları ve pusulalarının Yüksek Seçim Kurulunca gönderilen filigranlı oy pusulası ve
zarfları olduğu, oy pusulası ve zarflarının mühürlenmemesinin sandık kurulunun ihmali veya
hatasından kaynaklandığı, bu sorunun yaşandığı sandıkların bağlı olduğu bazı ilçe seçim
kurulları tarafından Kurulumuza şifahi olarak iletilmiştir.
Münferit de olsa bazı sandık kurullarının 298 sayılı Kanunun 77. maddesinin dördüncü
fıkrasındaki görevini yapmaması, netice itibariyle yukarıda özetlenen usule uygun olarak
sandık kurullarına ulaştırılan oy pusulası ve zarf kullanılmak suretiyle gerçekleşen oylamada,
seçmene yüklenebilecek bir kusur olmamasına rağmen Anayasal hakkını kendisinden
beklenen yükümlülüklere uygun olarak kullanan seçmenin oyunun geçerli sayılmamasının,
yönetime katılma hakkının özünü ortadan kaldıracak bir sonuç yaratacağı açıktır.
T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Oy kullanma işleminin; oy güvenliğini sağlamaya yönelik ve sahte oy kullanılmasını
engellemek amacıyla getirilen kontrol mekanizmalarına uygun olarak, Yüksek Seçim
Kurulunca üretildiğinden kuşku bulunmayan oy pusulası ve zarf kullanılarak gerçekleşmesi
halinde, sandık kurulunca mühürleme işleminin yapılmaması tek başına seçmenin oyunun
geçersiz sayılması için yeterli değildir. Aksine bir uygulama, bu hakkı korumak için getirilen
ve araç niteliğinde olan usul kurallarından sadece birinin ihlalinin, hakkın özünü ortadan
kaldıracak şekilde uygulanması sonucunu doğurur ki; bu sonuç, beklenilen amaca aykırıdır.”
denilmiştir.
Kararda görüldüğü üzere, Yüksek Kurulumuz sandık kurullarınca mühürlenmeyen oy
pusulalarının ve zarfların geçersiz olduğu kanunun açık hükmüne ve bu konudaki
genelgesindeki düzenlemeye rağmen, daha seçim sonuçları ortaya çıkmadan, önüne bu konu
ilgili somut bir dosya gelmeden, asıl olanın seçmen iradesi ve oy kullanma hakkı olduğunu ve
hakkın özünün korunması gerektiğini belirterek mühürsüz oy pusulalarının ve mühürsüz
zarfların geçerli sayılması gerektiğini söylemiş, şimdi ise sonuçlar birden fazla aşamadan
geçerek ortaya çıktıktan sonra, üstelikte kanuna uygun olmayan şekilde oluşturulan sandık
kurullarının yaptığı işlemlerin yok sayılması gerektiğine dair kanuni bir düzenleme de
bulunmamasına rağmen, oy sayım ve döküm işlemlerini yok sayarak, seçimin iptali ve
yenilenmesi kararı ile seçmenlerin iradesini yok saymıştır.
Seçmenlerin sandık kurulunun oluşumuna itiraz etmeleri ve sandık kurulunun nasıl
oluşturulduğunu bilmeleri mümkün değildir. Seçmenler Anayasa gereğince kendilerine
tanınan seçme hakkını kullanarak oy vermişlerdir. Sandık kurulunun oluşumunda bir hata
varsa bunun sorumluluğu seçmenlere yüklenemez. Nitekim yukarıda bahsi geçen 16/04/2017
tarihli kararla ilgili verilen dilekçede de; sandık kurulundakilerin mühür vurmamalarının
seçmenin kusuru olmadan gerçekleştiği, seçmenin iradesinin tam bir şekilde sandığa
yansıması için söz konusu oy pusulalarının ve zarfların geçerli olması gerektiği
doğrultusundadır.
Çoğunluk görüşü olarak, sayım döküm cetvelleri ve tutanaklardaki usulsüzlüklerin de
bir iptal sebebi olduğu belirtilerek gerekçeli karar oluşturulmuş ise de; yapılan müzakereler
sırasında bu durum bir iptal sebebi olarak belirlenmemiş olup, bu nedenle de kısa karara
seçimin iptal sebebi olarak sadece sandık kurullarının kurulmasındaki usulsüzlükler derç
edilmiştir. İptal sebebi olarak belirlenmediği kısa karardan da anlaşılan bir konuda, karşı oy
gerekçesi yazmaya gerek görülmemiştir.
Yukarıda belirtmiş olduğum gerekçelerle, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
seçiminin sandık kurullarının oluşumundaki kanuna aykırılıklar nedeniyle iptaline ve
23/06/2019 tarihinde yenilenmesine dair 06/05/2019 gün ve 4219 sayılı karardaki
Kurulumuzun çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye Cengiz TOPAKTAŞ

T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
– K A R Ş I O Y –
İtiraz edenin 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında
Kanunun 112 ve 130 uncu maddelerine aykırı olarak itiraz dilekçelerinde iddialarını ispata
yönelik, somut, açık ve doğrudan ulaşılabilir kanıtlarını bildirmemesi; sandık kurullarının
teşkiline ilişkin itirazların seçim takvimi içerisinde tamamlandıktan sonra 2 Mart 2019
tarihinde kesinleştirilmiş olması; bazı sandık kurullarında sandık kurulu başkanının kamu
görevlisi olmaması halinde bu durumun seçim sonuçlarına ne şekilde etki yaptığının somut ve
açık olarak ortaya konulmaması karşısında, bu hususların seçimin iptaline gerekçe
olamayacağından, 31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul ilinde yapılan Büyükşehir Belediyesi
Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine karar veren çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Çoğunluk görüşüne katılmama gerekçelerim, üç ana başlık altında aşağıda
açıklanmıştır.
Buna göre ;
I-Seçim yasaları ve Yüksek Seçim Kurulu kararları ile seçim hukukuna egemen olan
usul ve esaslar belirlenmiştir. Seçim hukuku, süreler ve itirazlar konusunda sıkı kurallar
belirlemiştir. Seçimin sağlıklı ve hızla sürdürülüp sonuçlanabilmesi, seçim kurullarına
güvensizlik oluşmaması, işlemlerin askıda bırakılmaması amacıyla disipliner hükümler
vazetmiştir. Bu nedenledir ki, süreler bir, iki, üç gibi çok kısa olarak belirlenmiş hatta çoğu
kez itiraz süresi sonu saat olarak öngörülmüştür. Yapılacak itirazlarda, itiraz edenin gerekçe
ve delillerini dilekçelerine ekleme yükümlülüğü getirilmiş, bu husus dilekçenin geçerlilik şartı
kabul edilmiş ve kanıtları araştırma ve toparlamakla seçim kurullarını görevli kılmamıştır.
Yüksek Seçim Kurulunun 09/04/2014 tarihli ve 1199,1200, 07/02/2009 tarihli ve 99,
10/02/2009 tarihli ve 130, 29/04/1999 tarihli ve 1004, 21/10/1975 tarihli ve 471 sayılı
kararları dahil bir çok kararında yerleşik olarak içtihat ettiği üzere, seçim yasaları kanıtları
araştırma ve toparlamakla seçim kurullarını görevli kılmamış, itiraz edeni somut delil ve
gerekçe göstermekle yükümlü tutmuştur. Bu düzenleme olağan itirazların şeklini düzenleyen
298 sayılı Kanunun 112 nci maddesinde yer almış, olağanüstü itirazları düzenleyen aynı
Kanunun 130 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında da tekrar edilmiş, itirazın olağanüstü olması
nedeniyle daha sıkı bir kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemelere göre; itiraz dilekçelerinde,
gerekçelerin açıkça gösterilmesi ve ileri sürülen yolsuzlukların, seçim sonuçlarını nasıl
etkilediği somut, belgelere dayalı ve hukukî sebepleri gösterilmek suretiyle açıklanmalıdır. Bu
husus dilekçenin geçerlilik şartıdır. Tahmine dayanan itiraz sebeplerini kapsayan dilekçe,
geçerlilik şartlarından yoksun bir dilekçe niteliğindedir. Kanun, delillerin gösterilmesi ve
belgelerin bağlanması görevini itirazcıya yüklemiş, seçim kurullarını ve bu arada Yüksek
Seçim Kurulunu bu nitelikte belgeleri toplamakla yükümlü kılmamıştır.
Yine, 298 sayılı Kanunun 112/5 ve 130/3 üncü maddelerinde, itirazlarda, delillerin
gösterilmesi ve belgelerin bağlanması, bu belgelerin elde edilmesi mümkün değil ise,
sebeplerinin ve nereden ve ne suretle temin olunabileceğinin bildirilmesi lazımdır, hükmü
bulunmakta ise de madde bütün olarak değerlendirildiğinde, genel kuraldan ayrılmayı
gerektirir bir durum bulunmamaktadır. İtiraz eden, delillerin hangi resmi makamda
bulunduğunu somut, açık ve doğrudan ulaşılabilir şekilde bildirmesi gerekmektedir. Seçim
kurullarının, itiraz edenin tahmini iddialarını ispata yarar şekilde, soyut ve açık olmayan
taleplerle ilgili resmî makamlardan itirazcı adına delil toplama görevi bulunmamaktadır.
T.C.
YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Nitekim, Yüksek Seçim Kurulu 20/04/2009 tarihli ve 1378 sayılı kararında, engelli
olduğu ileri sürülen kişilerin hangi sandıkta oy kullandığı ve haklarında Türk Medenî
Kanunun 405 ve 406 ncı maddeleri uyarınca kısıtlılık kararı bulunduğuna ilişkin somut kanıt
ve belgelerin itiraz dilekçesine eklenmemiş olması, yine 16/06/1990 tarihli ve 191 sayılı
kararında, silah altında bulunan bir kişiye oy kullandırıldığı iddiası hakkında delil ibraz
edilmemesi nedeniyle bu istemlerin incelenemeyeceğine hükmetmiştir.
Yüksek Seçim Kurulu 09/04/2014 tarihli ve 1199-1200 sayılı kararlarında, “Sandık
başında seçimi siyasi partilerin yaptığının kabulü gerekir. Yedi kişilik sandık kurulunun
beş üyesi siyasi partilerin bildirdiği isimlerden oluşmaktadır. Başka bir anlatımla, sandık
kurulu başkanının, sandık kurulunun siyasi partili üyesinin huzurunda bu denli yanlı
davranmaya cesaret edemeyeceği değerlendirilmektedir.298 sayılı Kanunun 112 nci
maddesinin ikinci fıkrasında delil ve gerekçe göstermeyenlerin itirazlarının incelenmeyeceği
öngörülmüştür. Seçim hukukunda disiplin ön plânda tutulduğundan, itirazlarda resen
araştırma prensibi geçerli kabul edilmemiş, itirazlarda delil ve gerekçe gösterilmesi veya
delilin hangi resmî makamlarda bulunduğunun bildirilmesi istenilmiştir. Bir anlamda
yapılacak itiraz ve şikâyetlerde ciddiyet ve sorumluluk aranmıştır. Öyle ki, anılan Kanunda
itirazlarda sadece gün belirtilmesi ile yetinilmemiş, saat (298 sayılı Kanun md. 128, 130)
olarak da gösterilmesi yoluna gidilmiştir. Delil ve gerekçe gösterilmeyen itirazların
incelenmesi usulünün benimsenmiş olması halinde seçimlerin kesinleştirilmesi uzun süreye
yayılabileceğinden, bu sürecin uzaması durumunda seçimi yöneten kurullara karşı güvensizlik
oluşması kaçınılmaz olacaktır. İtiraz ve şikâyetlerde delil ve gerekçe gösterilmesi kanunî bir
zorunluluk olduğundan, hak arama hürriyetine müdahale olarak değerlendirilmesinin yasal
dayanağı bulunmamaktadır” saptaması ile delil ve gerekçe gösterilmeyen soyut itirazlarının
incelenemeyeceğini belirtmiştir.
Öncelikli olarak,298 sayılı Kanunun 112 ve 130 uncu maddeleri ve yerleşik Kurul
kararları uyarınca itiraz edenin, itiraz dilekçesinde iddialarını ispata yarar şekilde, somut, açık
ve doğrudan ulaşılabilir kanıtlarını bildirmesi gerekirken, Yüksek Seçim Kurulunun
23/04/2019 tarihli ve 267383 Muh. numaralı ara kararı ile itiraz eden adına resen araştırma
yaparak delil toplama görevi üstlenmesi, yasal düzenlemelere ve seçim hukukunun temel
prensiplerine uygun düşmemiştir.
II-Seçimin düzen içerisinde yürütülmesini teminen, her seçim türüne ilişkin olarak
seçim iş ve işlemlerinin yürütülmesi amacıyla seçim takvimi hazırlanır. 2972 sayılı Mahalli
İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanununun 8 inci
maddesinde seçim takviminin başlangıcı olarak, 1 Ocak tarihi belirlenmiştir.
31 Mart 2019 Pazar günü gerçekleştirilen mahallî idareler seçimlerinin önceden
plânlanarak düzen içinde yürütülmesi, seçimle ilgili iş ve işlemlerin hangi sürelerde yapılması
gerektiğinin belirlenmesi, bu nedenle de seçim sürecinin başlaması ile oy verme gününe
kadar bütün ilgililerce yapılması gereken yasal işlemlerin bir takvime bağlanması
gerekmektedir. Kanunlar, oy verme ile sonuçlanacak olan seçim süreci içerisinde seçim
kurullarına, siyasi partilere, vatandaşlara ve tüm ilgililere sürelere tabi olarak görevler
vermiş, yetki ve haklar tanımıştır. Bu ilkelerden hareketle, Yüksek Seçim Kurulu
13/12/2018 tarihli ve 1105 sayılı kararı ile Seçim Takvimi kabul ederek yayımlamıştır. Bu
takvimde belirtilen süre ve koşullara uygun olarak oy verme gününden önce, seçmen
kütükleri, sandık kurullarının teşkili, aday listeleri kesinleştirilmiştir.
Yüksek Seçim Kurulunun 26/12/2018 tarihli, 2018/1128 sayılı kararı ile kabul edilen
139 sayılı Genelgenin 13 üncü maddesinde; “Sandık kurullarının teşkiline dair şikâyet, ilçe
T.C.
YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan işlemlerin düzeltilmesi için bu işlemlerin
neticesinden itibaren bu kurullara veya başkanlarına sözlü olarak veya dilekçeyle iki gün
içinde (26-27 Şubat 2019 tarihleri arasında) 298 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinde
gösterilenler tarafından yapılır. Şikâyetin reddine dair kararlara karşı, 1 Mart 2019 Cuma
günü il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulu 2 Mart 2019 Cumartesi günü kararını
kesin olarak verir. Bu şikâyetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza
engel olmamakla birlikte, itirazın sandık kurulunun teşekkülünden itibaren yukarıda belirtilen
sürede yapılması şarttır (298/119).” hükmü yer almaktadır. Buna göre 298 sayılı Kanunun 22
ve 23 üncü maddeleri uyarınca oluşturulan sandık kurullarının teşkiline ilişkin itirazlar, seçim
takvimi içerisinde tamamlandıktan sonra 2 Mart 2019 tarihinde kesinleştirilmiştir.
Sandık kurulunun teşkiline ilişkin yapılan itirazı değerlendiren Yüksek Seçim Kurulu,
20/04/2019 tarihli ve 3469 sayılı kararında, “Sandık kurullarının teşkiline ilişkin itirazların
Yüksek Seçim Kurulunun 13/12/2018 tarihli ve 2018/1105 sayılı kararı ile kabul edilen Seçim
Takvimine göre 2 Mart 2019 tarihinde kesin olarak karara bağlanması nedeniyle tam
kanunsuzluk iddiasına ilişkin talebin reddine” karar vererek sandık kurulunun teşkiline ilişkin
itirazların seçim takvimi sürecinde kesin olarak karara bağlanacağına hükmetmiştir.
Yüksek Seçim Kurulu 10/04/2004 tarihli ve 1093, 03/04/2009 tarihli ve 640,
05/02/1974 tarihli ve 739, 18/11/1970 tarihli ve 307 sayılı kararları dahil bir çok kararında,
sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra, bu kuruluşa karşı
yapılacak itirazların, seçimden sonra o seçimin iptali için bir itiraz sebebi olarak ileri
sürülemeyeceğini belirtmiştir.
298 sayılı Kanunun 22/son maddesinde, sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi
halinde, kamu görevlileri arasından belirlenen üyenin, bu üyenin de bulunmaması durumunda
en yaşlı üyenin kurula başkanlık edeceği, aynı Kanunun 23/son maddesinde kamu görevlisi
dahil sandık kurulu üyeliklerinde eksiklik bulunması halinde ise ilçe seçim kurulu başkanı
tarafından, o çevrede bulunan ve sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca olmayan
kimselerden doldurulacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere,
sandık kurulu başkanının ve üyenin kamu görevlisi olmaması, tek başına seçimin iptalini
gerektirmemektedir.
298 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi uyarınca hiçbir şekilde kurullarda görev alamayacak
olanların dahi kurullarda görev alması halinde, bu aykırılığın seçimin iptaline neden
olabilmesi için mutlaka neticeye müessir olduğunun kanıtlanması gerektiği Yüksek Seçim
Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile ortaya konulmuştur.
Yüksek Seçim Kurulunun 03/04/2009 tarihli ve 640 sayılı, 27/04/2009 tarihli ve 1616,
14/04/2019 tarihli ve 2760 sayılı kararlarında, 298 sayılı Kanunun 26 ncı maddesine aykırı
olarak belediye meclisi veya ihtiyar heyeti üyeliğine aday olan kişinin aynı zamanda sandık
kurulunda görev almasını seçimin iptali için tek başına yeterli görmemiş, bu hususun mutlaka
neticeye müessir olduğunun somut olarak kanıtlanması gerektiğini belirtmiştir.
298 sayılı Kanunun 21 inci maddesindeki düzenleme uyarınca sandık kurulu, bir başkan
ile altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur. Bu kurul asıl üyeleriyle toplanır. Aynı Kanunun 73
üncü maddesi gereğince sandık kurulunun, bir başkan ve üç üye olmak üzere dört kişi ile
toplanması asgarî toplanma koşuludur. Yüksek Kurul 11/04/2019 tarihli ve 2420 sayılı
kararında, bir başkan ve iki üye olmak üzere toplam üç kişi ile görev yapan sandık kurulunun,
işlemlerine herhangi bir itiraz ya da şikayetin vuku bulmaması nedeniyle, bu kurulca
T.C.
YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
düzenlenen sandık sonuç tutanağını geçerli kabul etmiştir. Buradaki yasaya aykırılık, seçimin
iptali sebebi olarak kabul edilmemiş, oy kullanan seçmen iradesi üstün tutulmuştur.
Ayrıca Yüksek Seçim Kurulunun 02/12/2000 tarihli ve 718 sayılı, 17/06/1995 tarihli ve
206 sayılı kararlarında da, 298 sayılı Kanunun ya da Türk Ceza Kanununun ilgili ceza
maddelerini ihlal edenler hakkında, soruşturma yapılması, dava açılması suçların takibi
yönünden doğal bir süreç olup verilip kesinleşen mahkumiyet kararlarının bile seçimin
iptalini gerektirmeyeceği belirtilmiştir.
Bazı sandıklarda sayım döküm cetveli (çetele) tanzim edilmeden ya da imzalanmadan
sandık sonuç tutanağı tanzim edildiği iddia edilmiş ise de, bu hususun seçim sonuçlarına etki
yaptığının açık olarak ortaya konulmamış olması halinde tek başına seçimin iptaline neden
olamayacağı da yerleşik Yüksek Seçim Kurulu kararları ile sabittir. Nitekim, Yüksek Kurul
20/04/2009 tarihli ve 1378 sayılı kararında, sandık sonuç tutanaklarına partili üyeler dahil
sandık kurulunda herhangi bir itirazın olmadığı, dilekçe sahibi parti temsilcilerinin de itirazî
kayıt olmaksızın tutanakları imzaladıkları, sandık sonuç tutanağının gerçeğe aykırı olarak
düzenlendiğine ilişkin somut bir kanıtın da sunulmadığı gerekçesi ile bu yöndeki itirazı
reddetmiştir.
Gerçekten de, sayım döküm cetveli ve sandık sonuç tutanağı aynı sandık kurulu
üyelerince birlikte tazim edilip imza altına alınmakta ve aynı anda düzenlenmektedir. Sandık
sonuç tutanakları, sandık kurulu üyelerinin tamamı tarafından ıslak imzalı olarak birlikte
tanzim edilmektedir. Bir örneği sandık kurulunda görevli siyasi parti temsilcilerine
verilmekte, ayrıca tüm vatandaşların bilgisine ulaşması açısından o yerde asılarak ilân
edilmektedir. Sayım döküm cetveli tanzim edilmeyen ya da imzalanmayan sandıklarda,
sandık kurulunun tamamının imza altına aldığı sandık sonuç tutanakları mevcuttur. Bu
anlamda SEÇSİS’e girilmemiş hiçbir sandık sonuç tutanağı bulunmamaktadır. Siyasi parti
temsilcisi sandık kurulu üyeleri dahil oy sayım döküm işlerini takip eden müşahit ya da
vatandaşlar, sayım döküm cetveli tanzim edilmeden ya da imzalanmadan düzenlenen sandık
sonuç tutanaklarına itiraz etmemişlerdir. Kaldı ki, vaki bir itiraz üzerine seçimden sonra
sayım döküm cetveli düzenlenmeyen sandıktaki oy pusulalarının tekrar sayılarak bu
eksikliğin her zaman giderilmesi de mümkündür.
Yüksek Seçim Kurulunun 02/04/2019 tarihli ve 1795 sayılı kararında da, ihtiyar heyeti
adayları için tutulmayan sandık sayım döküm cetvelinin, sonradan sandık kurulu üyelerince
tamamlatılması gerektiği belirtilmiştir.
Yüksek Seçim Kurulunun 31/01/1974 tarihli ve 664, 05/02/1974 tarihli ve
739,18/11/1970 tarihli ve 307, 09/04/2014 tarihli ve 1199,1200 sayılı kararlarında belirtildiği
üzere; sandık kurullarında görev almaları mümkün bulunmayan kimselere görev verilmiş
olması nedenine dayanılarak bir seçimin iptal edilebilmesi için, kanuna aykırı bu davranışın
seçim sonuçlarına etki yaptığının mutlaka açık ve net olarak ortaya konulması şarttır. İtiraz
dilekçelerinde bu yolda bir gerekçe olmadığı gibi, bu hususun seçim sonuçlarına nasıl etki
yaptığı da açık, net, somut belge ve kanıtlarla ortaya konulmamıştır. Kamu görevlisi olmayan
sandık kurulu başkanının, parti temsilcisi olan beş sandık kurulu üyesinin bilgisi ve onayı
dışında hangi eylem ve işlemiyle, seçimin dürüstlüğü ve objektifliğine müdahale ettiğine
ilişkin somut iddia ve itiraz bulunmamaktadır. Tahmini ve farazî gerekçelerle, seçmen
iradesi yok sayılarak salt sandık kurulu başkanın kamu görevlisi olmaması nedeniyle
seçimin iptaline karar verilmesinde hukukî uyarlık bulunmamaktadır.
T.C.
YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
III-Yüksek Seçim Kurulunun 01/04/1984 tarihli ve 272, 02/04/1994 tarihli ve 334,
08/04/1994 tarihli ve 680, 03/04/2004 tarihli ve 935, 16/04/2017 tarihli ve 560, 16/04/2017
tarihli ve 573 sayılı kararları dahil bir çok kararı ile yerleşik olarak kabul ettiği üzere,Yüksek
Seçim Kurulu tarafından gönderildiğinde şüphe bulunmayan hallerde, sandık kurullarının hata
veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy zarfı ve oy pusulası ile seçmene kullandırılan oyların
geçerli olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir. Yüksek Kurul, burada sandık seçmen
listesinde yazılı herkesin oy kullanma hakkı bulunduğunu, Anayasanın 67 ve 90/5 inci
maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No.lu Protokolün 3 üncü maddesi
birlikte değerlendirildiğinde, sandık kurullarının hata veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy
zarfı ve oy pusulası ile kullandırılan oyların geçerli kabul edilmesi gerektiğini kabul ederek,
seçmen iradesine üstünlük tanımıştır.
Gerçekten de, serbest ve demokratik seçim hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
Ek 1 No.lu Protokolün 3 üncü maddesi ile güvence altına alınmıştır.
Ek 1 Protokol 3 üncü madde, sadece milletvekili seçimine ilişkin seçme hakkını
düzenlemekle birlikte özü itibariyle serbest seçim hakkını önemsemekte ve koruma altına
almaktadır. Zira söz konusu hak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre “gerçekten
demokratik siyasal bir rejimin temel ilkelerinden biridir”. Mahkeme “aktif” ve “pasif”
seçim hakkı, yani seçime oy kullanarak katılma hakkı ile seçimlerde aday olma hakkı arasında
ayrıma gitmektedir. “Pasif” seçim hakları, oy kullanarak katılma hakkı olan “aktif” haklara
göre daha az korunmaktadır. Oy kullanma hakkı, kişinin devlet yönetimine katılmasını
sağlayan haklardandır. Bu nedenle, öğretide oy kullanma hakkı “katılma hakkı” olarak
kabul edilmektedir.
Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ve seçim mevzuatı hükümleriyle koruma altına
alınan temel bir hakkın kullanılması sırasında uyulması gereken kurallara aykırı davranılması
halinde, somut olayla ilgili olarak yapılacak olan değerlendirmede; hakkın özünün korunması
ve normun yorumunun, gerçekleşmesi beklenilen amaçla uyumlu olması gerekir.
Asıl olan temel bir hakkın korunması olup, hakkın kullanılmasına ilişkin
belirlenen usul kuralları hakkın güvenli bir şekilde kullanılmasını temin eden araç
niteliğindedir. Bireye tanınan hakkın güvenli şekilde kullanıldığının tespit edildiği hallerde,
hakkın kullanılmasının korunmasına yönelik bir araç olan usul hükümlerinden birine
aykırılığın, hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması mümkün değildir.
31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul ilinde yapılan mahalli idareler seçiminde, sandık
kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı bazı sandıklar dahil tüm sandıklarda, itiraz edenin
de içinde bulunduğu siyasi partilerce belirlenen beş parti temsilcisi üye, sandık kurulu üyesi
olarak görev almıştır. Bundan ayrı olarak siyasi partiler, sandık başı işlemlerini takip etmek
üzere müşahitler de görevlendirmektedir. Bu nedenledir ki, sandık başında seçimi siyasi
partilerin yaptığı kabul edilir. Oy verme işlemleri, oyların sayımı ve dökümü, buna
ilişkin tutanakların tanzimi, beşi siyasi parti temsilcisi olan yedi kişilik sandık kurulu
tarafından birlikte gerçekleştirilmektedir.
Özgür iradesi ile seçme hakını kullanan seçmenden, sandık kurulu başkanı ve üyelerini
denetleme görevi beklenemez. Bu sorumluluk seçimi yöneten idarelere aittir. Sandık kurulu
başkanının kamu görevlisi olmaması, seçmene yüklenecek bir kusur değildir. Bu
nedenle, bu sandıklarda oy kullanan seçmenin oyunu geçersiz kabul ederek iradesinin yok
sayılması, Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ve seçim mevzuatı ile güvence altına alınan en
temel yurttaşlık haklarından olan seçme hakkının özüne müdahale anlamı taşır.
T.C.
YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı sandıklarda, sandık başı işlemlerine,
itiraz edenin temsilcisi olan siyasi partili üye dahil hiçbir kimsenin itirazı vuku bulmamıştır.
Sandık kurulunca tutulan tutanaklar, hiçbir itirazî kayıt ileri sürülmeksizin birlikte imza altına
alınmıştır. Bu sandıklarda kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanının, seçmenin oyunu
yönlendirdiği, değiştirdiği veya etkilediği yönünde aynı sandık kurulunda görevli olan beş
siyasi partili sandık kurulu üyesinin herhangi bir şikayeti veya itirazı olmamıştır.
Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı sandıklarda, oy kullanan seçmenin
oyunun, hangi neden ve gerekçeyle geçersiz sayılması gerektiğine ilişkin itiraz eden
tarafından hiçbir somut kanıt ve belge sunulmamıştır. Seçim hukukuna egemen olan
serbest, genel oy, eşit, tek dereceli, gizli oy, açık sayım ve döküm ilkelerinin hangisinin
kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanı tarafından ihlal edildiği, hiçbir şekilde
ortaya konulmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, seçimin sonucuna ne şekilde etki ettiği hususunda somut
hiç bir kanıt ve belge sunulmaksızın sadece sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmadığı
sandıklarda kullanılan oyların tamamının geçersiz sayılarak 31 Mart 2019 Pazar günü İstanbul
ilinde yapılan Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine karar veren
çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye Kürşat HAMURCU

T.C. YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
– K A R Ş I O Y –
Adalet ve Kalkınma Partisi adına Genel Başkan Yardımcısı Seçim İşleri Başkanı Ali
İhsan YAVUZ tarafından Kurulumuz Başkanlığına verilen 16/04/2019, 20/04/2019 ve
22/04/2019 tarihli dilekçelerde; 31 Mart 2019 Pazar günü yapılan İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanlığı seçimlerinin, Anayasanın 79, 2972 sayılı Kanunun 25 ve 29. maddeleri
ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri gereğince seçimin neticesinde müessir
olaylar ve haller sebebiyle iptali ve yenilenmesinin istenilmesi üzerine, Kurulca;31 Mart 2019
tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve seçimin
yenilenmesine, İstanbul İl Seçim Kurulu tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
için verilen mazbatanın iptaline, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçiminin
23 Haziran 2019 tarihinde yapılmasına, Kanuna aykırı sandık kurulu görevlendirmelerini
yapan ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri ve diğer sorumlular hakkında
suç duyurusunda bulunulmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Anayasanın “Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları” başlıklı 67.
Maddesinin birinci fıkrasında vatandaşların, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme,
seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve
halkoylamasının katılma hakkına sahip oldukları, ikinci fıkrasında ise, seçimlerin ve
halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre,
yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı kuralı bulunmaktadır.
“Seçimlerin genel yönetim ve denetimi başlıklı 79. Maddesinin birinci fıkrasında,
seçimlerin, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılacağı ikinci fıkrasında
da, seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile
ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim
konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama
görevinin Yüksek Seçim Kurulunca yerine getirileceği kuralına yer verilmiştir.
“İl seçim kurulu ve başkanlarının şikayet üzerine verecekleri kararlarla, sair
kararlarına ve tutanaklara itiraz ve olağanüstü itiraz” başlıklı 130. maddesinin üçüncü
fıkrasında olağanüstü itirazın seçimin neticesine müessir haller ve olaylar sebebiyle seçimin
sonucu hakkında kesin karar vermek yetkisine sahip kurullara yapılacağı, dördüncü
fıkrasında; olağanüstü itiraz dilekçesinde, ihbar ve iddia olunan olayların mahiyetinin ve
talebin gerekçesinin, delillerinin gösterilmesi ve belgelerinin itiraz dilekçesine bağlanması
gerektiği belirtilmektedir.
Demokrasilerde gerçekleşmiş ve sonucu alınmış bir seçimin iptal edilmesi en son
başvurulacak olağanüstü ve istisnai bir tedbirdir. Bu nedenle seçimin iptali istemiyle yapılan
itirazlar hakkında karar verme yetkisine sahip kurulların, gerçekleştiği iddia olunan olayların
mahiyetini, gösterilen delilleri, belgeleri ve hukuki sebepleri bir arada değerlendirmesi,
seçimin düzen ve dürüstlük içinde yapılıp yapılmadığını, Anayasanın 67. maddesinde sayılan
esaslara uyulup uyulmadığını irdelemesi, iddia edilen hususların seçimin sonucuna tesir edip
etmediğini tespit etmesi tüm bunları yaparken Anayasa ile teminat altına alınan seçme ve
seçilme hakkının özünü zedelememesi gerekmektedir.
Yüksek Seçim Kurulunun hem seçimlerin düzen ve dürüstlük içinde yapılmasını
sağlama görevi, hem de seçimlerden sonra yapılan yolsuzluk, itiraz ve şikayetleri kesin karara
bağlayarak seçim sonucunu tescil etme görevi bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen ilke ve esaslar gözönünde bulundurulmak suretiyle öncelikle bazı
sandık kurulu başkanlarının ilçe seçim kurullarınca kamu görevlisi olmayan kişilerden
belirlenmesinin 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
T.C.
YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
seçiminin iptali için tek başına, yeter sebep olup olmadığının, bilahare de bu itirazın hangi
hallerde seçim sonucuna müessir görüleceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 24.
maddesinde;
“Sandık kurulları Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilen tarihte kurulur.
Bu kurulların asıl ve yedek üyeleri, her seçim çevresinin yerel özellikleri gözönüne
alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit edilecek tarihlerde göreve başlarlar ve sayıma ilişkin
evrak ve belgeler ilçe seçim kuruluna teslim edilinceye kadar aralıksız çalışmaya devam
ederler…” kuralı,
“Sandık kurulu başkanının belirlenmesi” başlıklı 22. maddesinde;
“İlçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından
yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilgili ilçe seçim kurulu başkanlıklarına
gönderilir. İlçe seçim kurulu başkanı, bu kamu görevlileri arasından ihtiyaç duyulan sandık
kurulu başkanı sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve bu kişiler
arasından mani hali bulunmayanları sandık kurulu başkanı olarak belirler.
Sandık kurulu başkanının göreve gelmemesi halinde, kamu görevlileri arasından
belirlenen üye, bu üyenin de bulunmaması durumunda en yaşlı üye kurula başkanlık eder…”
“Sandık kurulu üyelikleri” başlıklı 23. maddesinin sondan ikinci fıkrasında;
“Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemleri, ilçe seçim kurulu
huzurunda, bu kurulun başkanı tarafından yapılır”
“Kurullarda görev alamayacak olanlar” başlıklı 26. maddesinde;
“İdare amirleri, zabıta amir ve memurları, Askeri Ceza Kanununun 3 üncü maddesinde
yazılı askeri şahıslar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve adaylar, bu Kanunda gösterilen
kurullara seçilemezler.
648 sayılı Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilere üye olamayacak kimseler; bu
kurullarda üye, müşahit veya temsilci olarak, siyasi partiler tarafından görevlendirilemezler.”
Kuralı,
“Kimlerin itiraz edebileceği” başlıklı 110. maddesinde;
“Bu kanunda gösterilen kurulların veya kurul başkanlarının kesin olmayan kararlarına
karşı seçme yeterliğine sahip yurttaşlar, siyasi partiler veya bunların tüzüklerine göre kuruluş
kademelerinin başkanları veya vekilleri, müşahitler, adaylar ve Cumhuriyet Senatosu üyeleri
ile milletvekilleri itiraz edebilirler.” Kuralı
“Sandık kurullarına ait itiraz ve şikayet” başlıklı 119. maddesinde ise;
“Sandık kurullarının teşkiline dair, ilçe seçim kurulu veya başkanı tarafından yapılan
işlemlerin düzeltilmesi için, bu işlemlerin neticesinden itibaren en geç iki gün içinde şikayet
yoliyle düzeltilmesi istenebilir.
Şikayetin reddine dair olan kararlara karşı, bildirilmesinden veya tebliğinden itibaren
iki gün içinde il seçim kuruluna itiraz olunur. İl seçim kurulları, iki gün içinde kesin karar
verirler.
Bu şikayetin yapılmamış olması sandık kurulunun teşekkülüne karşı itiraza engel
değildir.
T.C.
YÜKSEK SEÇİM KURULU
Karar No : 4219
Ancak, bu itirazın teşekkülünden itibaren iki gün içinde il seçim kuruluna yapılması
şarttır.
İl seçim kurulunun vereceği karar kesindir.”
Kuralı yer almaktadır.
Yukarıdaki Kanun hükümlerinden, sandık kurullarının Yüksek Seçim Kurulunca tespit
ve ilan edilen tarihte kurulacağı, sandık kurulu başkanlarının Mülki amir tarafından
gönderilen listede yer alan kamu görevlileri arasından ilçe seçim kurulu başkanınca ad çekme
suretiyle belirleneceği, ad çekme işleminin ilçe seçim kurulu huzurunda yapılacağı, bu şekilde
belirlenen sandık kurulu başkanının seçim günü göreve gelmemesi halinde kamu görevlileri
arasından belirlenen üyenin, bu üyenin de bulunmaması durumunda sandık kurulunun siyasi
partiler tarafından belirlenen 5 üyesinden en yaşlı olanının kurula başkanlık edeceği, sandık
kurulunun teşkiline dair Kanunun 22. ve 23. maddeleri uyarınca yapılan işlemlerin 110.
maddesinde sayılan itiraz hakkı olanlar tarafından şikayet ve itiraz yoluyla en geç iki gün
içinde düzeltilmesinin istenebileceği, itirazın il seçim kuruluna yapılması gerektiği ve il seçim
kurulunun itiraz üzerine vereceği kararın kesin olduğu anlaşılmaktadır.
Yüksek Seçim Kurulu tarafından hazırlanarak ilan edilen 31 Mart 2019 tarihinde
yapılan Mahalli İdareler seçimlerinde uygulanacak seçim takvimine göre tüm Türkiye’de
olduğu gibi İstanbul İlçe Seçim Kurullarında da 26/02/2019 tarihinde sandık kurullarının
teşkilinin yapıldığı, şikayet ve itiraz için süreler öngörüldüğü, il seçim kurulunun itirazlar
hakkında kesin olarak karar verme süresinin son günü olan 2 Mart 2019 tarihinde de
kesinleştirildiği görülmektedir.
Olağanüstü itiraz dilekçesi ve ekleri incelendiğinde itiraz eden parti tarafından İstanbul
İlinde sandık kurullarının teşkili işlemlerine karşı seçim takviminde belirtilen süreler içinde
şikayet ve itiraz yolunun kullanılmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan ilçe seçim kurulu üyelikleri 298 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca
belirlenmekte olup, anılan maddedeki koşulları taşıması nedeniyle Adalet ve Kalkınma
Partisinin İstanbul İlçe Seçim Kurullarının tamamında bir asıl ve bir yedek üyesi
bulunmaktadır. Sandık kurulu başkan ve üyelikleri için ad çekme işlemlerinin, ilçe seçim
kurulu huzurunda yapıldığı gözönüne alındığında itiraz eden partinin sandık kurulunun
teşkilinden habersiz olduğu söylenemez. Kaldı ki kura işleminin yapılmadığı, ya da sandık
kurullarında görev alan kişilerle ilgili kendilerine bilgi verilmediği iddia edilse dahi, bu
işlemlerin yapılmamış olmasına karşı da süresi içinde şikayet ve itiraz yolu açık olduğundan,
bu sürelerin geçirilmesinden ve seçimin sonuçlanmasından sonra seçimin iptal sebebi olarak
ileri sürülemez.
Genel kabul gören anlayışa göre seçim hukuku usul hukuku olarak
nitelendirilmektedir. Kısa süre içerisinde seçimlerin yapılması ve kesinleştirilmesi
gerektiğinden, seçim sürecinde yapılacak işlemler ve bu işlemlere karşı yapılacak itirazlar gün
ve hatta saatlerle sınırlandırılmakta, bu süreler geçtikten sonra Kanunda belirtilen istisnalar
dışında kesinleştirilmiş işlemlere dayalı olarak bir sonraki aşamaya geçilmektedir. Seçmen
listelerinin kesinleştirilmesi, adaylıkların kesinleştirilmesi ve sandık kurullarının teşkili
bunlara örnektir. Aksi taktirde her aşamada bir önceki sürecin tartışmaya açılması, seçimin
sonuçlandırılmasını imkansız hale getireceği gibi seçmenlerin seçimlere duyduğu güveni de
sarsacaktır.
İdari işlemlerin kesinliği ilkesi ve bu işlemlerdeki şekil sakatlığının hukuki
sonuçlarının irdelenmesi:
T.C.

YORUMLAR






    0 YORUM

YSK İSTANBUL KARARINA KARŞI ÇIKAN BAŞKAN GÜVEN VE 3 ÜYENİN MUHALEFET ŞERHİ“SOMUT HİÇBİR KANIT VE BELGE YOK” | Olay Haber