USD
EURO
ALTIN

FİKRİ TÜRKEL YAZDI:ANADOLU PROPOLISINE SAHİP ÇIKALIM!

Sağlık trendinin, bütün üretim ve hizmet sektörleri üzerinde güçlü bir etkisi vardır. İnsanlar sağlık için yapmayacakları şey yok gibi. Ve dünyanın her yerinde sağlık üzerine yeni şeyler duyuyoruz. Propolis, bu konuşulanlar arasında en güçlü temellere dayanan bir gıda ürünüdür. Çiçekler ve arılar hayatımıza güzellik ve lezzet katmasının yanı sıra varlığımız ve sağlığımız için sürdürülebilir devalar […]

FİKRİ TÜRKEL YAZDI:ANADOLU PROPOLISINE SAHİP ÇIKALIM!

Sağlık trendinin, bütün üretim ve hizmet sektörleri üzerinde güçlü bir etkisi vardır. İnsanlar
sağlık için yapmayacakları şey yok gibi. Ve dünyanın her yerinde sağlık üzerine yeni şeyler
duyuyoruz. Propolis, bu konuşulanlar arasında en güçlü temellere dayanan bir gıda
ürünüdür.
Çiçekler ve arılar hayatımıza güzellik ve lezzet katmasının yanı sıra varlığımız ve sağlığımız
için sürdürülebilir devalar da sunuyor. Propolis de bunlardan sadece biridir.
Çiçekten güzel koku, tıbbi ekstreler, renkler alırız. Arıdan ise bal, polen, arı sütü, arı zehiri
vs…
Arı ve çiçeğin işbirliğinden ortaya çıkabilecekler hakkında her gün şaşırtıcı bilgiler geliyor.
Özellikle de propolisin insan üzerindeki sağlık etkisiyle ilgili. En geniş bilinen etkisi, insanın
bağışıklık sistemini düzenlemesi ve koruyucu etki sağlamasıdır. Bu alanı doktorlar ve
apiterapi uzmanlarına bırakıyorum.
Saf propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladığı, antioksidan
maddelerden oluşan doğal bir arı ürünü olmasıyla yüksek değer taşıyor. Kelime içeriği pro
(ön) ve polis (koruyan)ten oluşan propolis, arıların yaşam alanı olan kovanın ön temizleyicisi
sayılıyor. Arılar petek gözlerini propolis ile kaplıyor; sonrasında üzerine balını, yavrusunu,
besinini koyuyor. Böylece arının ürettiği ürünler kovanda bozulmadan saklanıyor.Tıbben
içeriğinde ise şunlar vardır: Propolis antibakteriyel, antifungal, antiviral, antiprotozoa, lokal
anestezik, anti inflamatuar ve bağışıklığı uyarıcı gibi çok farklı biyolojik ve farmakolojik
özelliklere sahiptir.
Sonbahar ile birlikte propolis reklamlarını göreceksiniz. Toplumdaki sağlık talebi ve propolis
hakkındaki güçlü ve olumlu algı pek çok yatırımcıyı bu alana yöneltiyor. Bunlar yetmez,
kurumsal pek çok şirkete daha ihtiyaç var.
Türkiye arıcılıkta dünyanın ikinci büyük üreticisidir. 7 milyonu aşan kovan sayısı, 100 bin
tonu aşan bal üretiminin yanı sıra sahip olduğu flora, çam, meşe gibi üretim ortamlarıyla
başka ülkelerde olmayan özellikler de gösteriyor. Türkiye’de 500 civarında çiçekli yani bal
verebilen endemik bitkiye sahiptir. Yani benzeri başka yerde olmayan özellikte bal üretebilir.
Bir diğer anlamı ise, biyolojik çeşitlilik ve ender bulunması bal, propolis, polen, arı sütünün
etken maddelerinin de daha güçlü olduğu anlamına gelir. Meşe Balının medikal etkisi çok
güçlü olmasına rağmen şimdiye kadar onu anlatamadık.
Sovyetler Birliği döneminde, belli özellikler gösteren tıbbi ve aromatik bitkilerle arılar
beslenerek, medikal etkileri artırılmış bal üretimi üzerinde yoğun çalışmalar yapılıyordu.
Şimdi bu çalışmalar bütün dünyada daha yoğun olarak yapılıyor.
En son okuduğum haber şudur: 2016 yılında Alexandria Üniversitesi’nde yapılan çalışmada;
Radyoterapi tedavisi gören bireyler ile radyoterapi tedavisinin yanında propolis kullanan
bireyler karşılaştırılmıştır. Propolis kullanan gruba günde 3 defa 400 mg olacak şekilde
propolis takviyesi verilmiştir. Çalışmanın sonucunda propolis kullanımının radyasyona bağlı

DNA hasarını azaltmada yardımcı olduğu yani radyasyonun olumsuz etkilerine karşı vücudu
koruduğu ve ayrıca kanser hücrelerinin yok edilmesinde destekleyici olduğu belirtilmiştir.
Apiterapi yani arı ile tedavi alanında, bilimsel makale sayısında da önemli artış olduğu
gözleniyor.
Eğer propolis, polen, arı sütü gibi gıda takviyeleri denetim altına alınmazsa ve etiket
tanımlamaları doğru yapılmazsa tağşiş ve hileli ürünler bu bu güçlü algıyı yok edecektir.
Bunun tarımsal verimlilik, yaşamın devamı ve sağlığımızdaki kaybın yanı sıra ekonomik bir
kayıp olduğu bilinmelidir.
Öncelikle, arıcılık önemli bir kırsal kalkınma projesidir. Ve en önemli sürdürülebilir projelerin
başında gelmelidir. İnsan gıdasının yüzde 30’nun arı tozlaşmasına gereksinim duyan
bitkilerden oluştuğu biliniyor. Dünya genelinde arı tozlaşması ile elde dilen ürünün o yıl
üretilen balın değerinin 50 katından fazla olduğu da söylenebilir.
Bu haliyle bile, arıcılık dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir gelir kaynağıdır. Ancak
potansiyel değerlendirilememektedir. Çin yıllık bal üretiminin ortalama yüzde 25’ini ihraç
ederek 250 milyon dolar gelir elde etmesine rağmen, Türkiye bal üretiminin sadece yüzde
3,8’ini dış pazarda değerlendirebilmektedir.
Türkiye, bu yılın ilk altı ayında 41 ülkeye 2 bin 445 ton bal ihraç ederek, 10 milyon 456 bin
dolar gelir elde etti. Unutmayalım ki sadece Amerika yılda 150 bin ton, Almanya ise 90 bin
ton bal talep ediyor.
Türkiye’de koloni başına bal üretimin oldukça düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Zira,
koloni başına verim Türkiye ortalaması 14,3 kg olup, dünya ortalamasından yüzde 32 daha
düşüktür. Çin’i dünya bal üretiminde ve ticaretinde üstün kılan faktör ise koloni başına verim
değerinin 50 kg’ın üzerinde olmasıdır.
Propolis, arı sütü, arı zehiri, polen gibi arıcılık türevlerinde de Çin, neredeyse tek başına
dünya tedarikçisi durumundadır. Türkiye’ye de tahmini olarak 40 ton civarında işlenmiş
propolis ithal ediliyor. İşin kötü yanı, İTÜ tarafından yapılan bir analizde, bu ürünlerin yüzde
95’inin sahte, karışık ve hileli oldukları yönündedir. Doğrusu, arıcılarımıza eğitim vererek
yerli ve doğru ürünleri piyasaya arzetmeliyiz.
Tahmini olarak Türkiye’de 1500 ton civarında propolis üretilmesi mümkündür. Maalesef, bu
konuda bir veri yok. Benim farklı kriterlerle yaptığım bir hesapla bu kadar elde
edilebileceğine inanıyorum. Şu anda 400 ton civarında propolis, arıcıların bilgisizliği
sebebiyle çöpe gidiliyor. Halbuki baldan daha maddi değere sahip, sağlıklı bir üründür.
Bunun yanı sıra arı zehiri, arı sütü, polen gibi ürünlerin de arıcılar için büyük gelir olduğu
unutulmamalıdır.
Dünyada arı ölümleri ve kayıpları, tarım sektörünü etkilemeye devam ediyor. Bu bağlamda
oğul arı satışı ve ana kraliçe arı üretimi de bu sektör uğraşanlarına büyük kazançlar
sağlayabilir.

Türkiye ekonomisi bakımından arıcılık faaliyetlerinin doğrudan 250 milyon TL, dolaylı getirisi
ise 2 – 3 milyar TL civarında olduğu tahmin ediliyor. Bununla birlikte göstergeler, arıcılık
faaliyetinin Türkiye tarımında önemli bir konuma sahip olduğunu göstermektedir.
Olayın bütününe bakınca, Türkiye arıcılık ürünleri ihracatçısı bir ülke olacaktır. Halbuki şu
anda bizden daha az üretim yapan Arjantin ve Yeni Zelanda bizden daha fazla ihracat yapan
ülke durumundadır.
1996-2015 yılları arasında Türkiye’nin bal üretiminin yüzde 71, balmumu üretiminin yüzde 47
ve koloni sayısının da yüzde 94 oranında artış gösterdiği tespit edilmiştir. Trend analizi
değerlerine göre 2020 yılında Türkiye’nin bal üretiminin 115 bin tona yükseleceği, koloni
sayısının ise 10 milyona ulaşacağı öngörüsünde bulunulmuştur.
Arıcılık sektörü bulunduğu konumdan çok daha iyi bir noktaya doğru evriliyor. Bu potansiyeli
ve algıyı doğru yönetmek gerekiyor. Bunun için de Güney Kore’nin “Ginseng” ve Kanada’nın
“Akçaağaç Şurubu” üretim yapılanması ve markalama süreçlerini iyi incelememiz gerekiyor.
Türkiye’de de başarılı çalışmalar var. Eskiden beri takip ettiğim BEE’O markasının kurucusu
SBS şirketini ziyaret ettim. Şirketin kurucuları arasında yer alan ve Amerika’da yaşayan Prof.
Dr. Dilek Boyacıoğlu da İstanbul’da imiş. Diğer ortak Aslı Elif Tanuğur Samancı ve Dilek
Hocamız ile konu üzerinde konuşma fırsatı buldum.
BEE’O ürünlerinde kullanılan propolis ekstraksiyon yöntemi, İTÜ ARI Teknokent’te uzman
gıda mühendisleri tarafından Ar-Ge çalışmaları ile geliştirilerek, TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD
2016 İnovasyon Ödülüne layık görüldü. Şimdiye kadar aldıkları yerli ve yabancı 28 ödül ile
oldukça iddialı bir konumdalar.
BEE’O, 2 bin sözleşmeli arıcı ile 250 bin kovandan toplanan propolis, polen, ham bal, arı
sütünü farklı karışımlarla piyasaya buluşturuyor. Anadolu propolisine sahip çıkıyor. Şirket,
böyle sağlık desteği taşıyan bu ürünlerle kişisel gelişim alanında iddialı olmak istiyor.
Önümüzdeki iki yılda Türkiye’nin hedefi 10 milyon kovan ve 150 bin ton bal üretimine
ulaşmaktır. Bu sektörün algısını düşürmemeliyiz. Sürdürülebilir yaşam için vazgeçilmez olan
bu arıcılık için ne yapılsa azdır.
Eğer çiçekler ve arılar hayatımıza renk ve tat katıyorsa, biz de elimizden gelen küçük bir şeyi
ihmal etmeyelim: Arılar, milyonlarca yıldır kendilerini korumak ve sağlıkları için propolis
kullanıyor. Sağlığı için bir şey daha kullanıyor: Yabani çiçekler. Çoğunuz görmüştür, kediler
de kenarda köşede bazen yabani otları yer. Onlar için bir nevi ilaçtır. Etrafımızdaki yabani
otları koruyalım, ekelim ve ekolojik dengeyi bozmayalım. Arılar da size nefis tatlar ve sağlıklı
ürünlerle karşılığını verebilsin.

YORUMLAR






    0 YORUM

FİKRİ TÜRKEL YAZDI:ANADOLU PROPOLISINE SAHİP ÇIKALIM! | Olay Haber
Google Analytics Alternative bahis siteleri kaçak iddaa bahis şirketleri
www.backlinktr.biz | 523: Origin is unreachable

Error 523 Ray ID: 535339cd48d4bbca • 2019-11-13 19:42:05 UTC

Origin is unreachable

You

Browser

Working
London

Cloudflare

Working
www.backlinktr.biz

Host

Error

What happened?

The origin web server is not reachable.

What can I do?

If you're a visitor of this website:

Please try again in a few minutes.

If you're the owner of this website:

Check your DNS Settings. A 523 error means that Cloudflare could not reach your host web server. The most common cause is that your DNS settings are incorrect. Please contact your hosting provider to confirm your origin IP and then make sure the correct IP is listed for your A record in your Cloudflare DNS Settings page. Additional troubleshooting information here.