USD
EURO
ALTIN

AV. ŞENOL ÖZÇAKICI YAZDI ‘PANDEMİ SÜRECİNİN TEK KAZANANI ÖZEL OKULLAR MI?’

İçinde bulunduğumuz Pandemi süreci en çok okullarından uzak kalan çocuklarımıza zarar verdi. Okul öncesinden, Üniversiteye kadar tüm eğitim kurumları, yüz yüze eğitime ara vermek zorunda kaldı.Çocuklarının daha iyi bir eğitim almasını isteyen milyonarca veli, işsiz kaldıkları veya gelirleri ciddi oranda düştüğü halde, sene başında imzaladıkları sözleşmeler uyarınca, özel okul taksitlerini ödemeye devam ettiler. Veliler, uzaktan […]

AV. ŞENOL ÖZÇAKICI YAZDI ‘PANDEMİ SÜRECİNİN TEK KAZANANI ÖZEL OKULLAR MI?’

İçinde bulunduğumuz Pandemi süreci en çok okullarından uzak kalan çocuklarımıza zarar verdi. Okul
öncesinden, Üniversiteye kadar tüm eğitim kurumları, yüz yüze eğitime ara vermek zorunda kaldı.Çocuklarının daha iyi bir eğitim almasını isteyen milyonarca veli, işsiz kaldıkları veya gelirleri ciddi oranda düştüğü halde, sene başında imzaladıkları sözleşmeler uyarınca, özel okul taksitlerini ödemeye devam ettiler.
Veliler, uzaktan eğitimde çocuklarının maksimum faydayı sağlamasına odaklandılar ve büyük oranda,okullarını, konunun ekonomik yönüyle meşgul etmediler. Okulların açılıp açılmayacağı, telafi eğitimi yapılıp yapılmayacağı da belirsizliğini sürdürürken, istisnalar olmakla birlikte, özel okul yönetimleri de, ücret konusunda açıklama yapma yolunu seçmediler. Yönetmelik gereği Mayıs sonunda, gelecek yıl ücretinin açıklanması zorunluluğu nedeniyle, ardarda zamlı ücretler açıklanmaya başlandı.

OKULLAR NE KADAR UZAKTAN EĞİTİM YAPACAKLAR?
Okullara göre 1-2 haftalık farklar olsa da, MEB tarafından açıklanan ve Özel Okulların çoğunluğunca da uygulanacağı ilan olunan akademik takvime göre, 2019-2020 Eğitim Öğretim yılının 9 Eylül 2019 tarihinde başlayıp, 19 Haziran 2020 günü tamamlanması öngörülmüştü. Bu da, 2 haftalık ara tatil ve 2 haftalık yarı yıl tatili düşüldükten sonra, 37 haftalık bir eğitim süresi demek. Planlanan eğitimin 24 haftalık bölümü tamamlandıktan sonra, 16 Mart 2020 tarihiyle yüz yüze eğitime ara verildi ve 23 Mart 2020 itibariyle ‘uzaktan eğitim’ denilen ve okuldan okula ciddi farklılıklar gösteren bir modele geçmek zorunda kalındI. Geçtiğimiz günlerde, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yapılan açıklama ile, 2019/2020 eğitim öğretim yılında okulların açılmayacağı, yaz dönemi için bir telafi eğitimi de planlanmadığı açıklandı. Bu açıklama ile, sene başı planlananın aksine, 13 haftalık bölüm için yüz yüze eğitim yapılmayacağı netleşti. Özel okullarda, eğitimin yanında, servis, yemek, hafta sonu kursları gibi yan alanların ekstra ücretlendirildiğini düşünürsek, okullar sene başında taahhüt ettikleri hizmetin %35’lik kısmını ya hiç sunmadılar (16 Mart sonrasında, servis, yemek ve hafta sonu kurs hizmetleri tam olarak ifa edilmedi) ya da uzaktan eğitim adı altında, kısmen online, kısmen çevrim dışı eğitim yapmak suretiyle, eksik ve ayıplı olarak sundular.

UZAKTAN EĞİTİM ‘AYIPLI HİZMET’ SAYILIR MI?
Online dersler için, öğretmenlerin ve profesyonel yöneticilerin olağanüstü gayretlerini takdir etmekle birlikte, verilen eğitimin, hukuki karşılığıyla, sunulan hizmetin, yüz yüze eğitimin yerini tutmasının mümkün olmadığı ve üketicinin Korunması Hakkında Kanunun 13. Maddesinde belirtilen şekliyle ‘ayıplı hizmet’ olduğu aşikardır.
Pandemi sürecinin, ‘tüketici’ konumundaki velilerce öngörülmesi mümkün değildi. Okul yönetimlerinin bu tür durumlar için daha öngörülü ve basiretli davranmaları beklenmekle birlikte, küresel boyuttaki bu süreç onların da inisiyatifi dışında gelişmiş ve resmi kurumların kararıyla eğitime ara verilmiştir.Konuyu hukuki açıdan ele alırsak, sene başında yapılan sözleşme ile, veli eğitim ücretini ödemeyi,okul da, eğitim vermeyi taahhüt etmiştir. Gelinen noktada, 13 haftalık dönem için, servis/yemEk/hafta sonu kurslarında hizmet hiç verilmemiş, okul veya etkilendirdiği şirketler bu konularda taahhütlerini tam olarak ifa edememişlerdir. Sözleşmenin ana konusu olan eğitim ise, ‘uzaktan eğitim’ adı altında,ayıplı ve kısmi olarak ifa edilebilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 137/2 maddesinde yer alan ‘Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması  dumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.’ Hükmü, Tüketicinin Korunması hakkında Kanunun 13. addesinde yer alan ‘Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.’ hükmü ile 15/3. maddesinde yer alan ‘Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda,ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden indirim yapılan tutar derhâl tüketiciye iade edilir.’ hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, uzaktan eğitim adı altında verilen eğitimin ayıplı olduğu ve bu döneme isabet eden eğitim ücretinde, ayıp oranında bir indirim yapılması gerektiği aşikar. Bir
örnekle açıklarsa, sene başında 50.000 TL ödeyen bir veli, 24 hafta itibariyle, 32.500 TL’nin karşılığını tam almış, kalan 17.500 TL için taahhüt edilen eğitim, ayıplı olarak ifa edilmiştir. Bu durumda, 17.500 TL üzerinden bir indirim yapılması ve fazla ödenen kısmın, veliye iadesi gündeme gelecektir.

NE YAPILMALI?
Bir çok özel okul, servis, yemek ve hafta sonu kurslarıyla ilgili olarak, hizmet verilmeyen döneme ilişkin ücretlerin iade veya gelecek yıldan mahsup edileceğini ilan etti. Aksi bir tutum zaten hukuken de mümkün değildi. Servis, yemek ve hafta sonu kurs ücretleri 2019 Eylülünde peşin alındığı ve 2020/2021 dönemi için bu ücretlerin zamlanacağını düşünecek olursak, hakkaniyetli olan, bu yıl hizmet verilmeyen dönemin, taahhüt edilen hizmet süresine oranı hesaplanarak, gelecek yıl belirlenecek zamlı ücretten, aynı oran üzerinden bir mahsuplaşma yapmaktır. Mezun olan veya okulundan ayrılan veliler için ise, hizmet alınmayan döneme ilişkin ücretin iadesi gerekmektedir. Tüm sektörlerin ağır bedeller ödediği bu süreçte, özel okulların bırakın bedel ödemeyi, tüm yükü velilere yıkarak, süreci avantajla atlatmaya çalışmaları, vicdanları ciddi şekilde rahatsız edecek ve velilerle
okullar arasında onarılmaz yaralar açacaktır.

Eğitim ücretinden ne kadar indirim yapılacağı ise, son derece karmaşık ve okuldan okula veya aynı okul içinde yaş gruplarına göre fark gösterebilecek bir hesaplama gerektirebilir. Yukarıda 37 hafta üzerinden verdiğimiz örnekte, taahhüt edilen yüz yüze eğitimin 24 hafta ifa edildiği ve %35’e tekabül eden 13 hafta için uzaktan eğitim yapıldığı aşikardır. Uzaktan eğitim döneminde, okuldan okula değişse de, okulların, kira, elektrik, su, doğalgaz, güvenlik, temizlik ve sair bir çok gider kaleminde tasarruf ettikleri aşikardır. Yine bazı okullar günde 2 saat, bazı okullar 5-6 saat olmak üzere online eğitim vermişlerdir. Öğrencinin yaşı, verilen eğitimin süresi, içeriği gibi kriterlerle, detaylı bir hesaplama ile bir indirim tespit edilebilir. Özellikle okul öncesinde ve ilkokul 1. 2. Sınıf gibi küçük yaş gruplarında, uzaktan eğitimin, yüz yüze eğitime göre çok verimsiz kalacağı aşikardır. Yaş grubu yükseldikçe, uzaktan eğitimin sağlayacağı fayda da artacaktır.

Hiçbir veli, çocuğunun eğitim almaya devam edeceği okul yönetimi ile yasal olarak karşı karşıya gelmek istemeyecektir. Burada ideal olan, Bakanlığın, uzaktan eğitim yapılan dönem için, okul ücretlerinden belli bir oranda indirim ve iade yapılmasına ilişkin düzenleme yapmasıdır. Bu olmaz ise de, okul yönetimleri ve velilerin karşılıklı diyalog ile bir anlaşmaya varmaları ve her iki tarafı da memnun edecek bir çözüm üretmeleri gerekmektedir. Velilerin bu süreçte birlikte hareket etmeleri, taleplerini net bir şekilde okullara iletmeleri faydalı olacaktır. Velilerin
bir çoğunun işsiz kaldığı, bir çocuğunun gelirlerinde ciddi bir düşüş yaşadığı bu süreçte, tüm yükün velilerce karşılanması, velilere nazaran güçlü konumda bulunan okulların, bu süreç hiç yaşanmamış gibi tüm ücretlerini tahsil etmesi hatta okulların kapalı olması nedeniyle, ciddi gider kalemlerinden kurtularak, bu süreci daha da avantajlı bir şekilde tamamlaması ne vicdanlara, ne de hukuka sığmaz.
Bu zor sürecin yarattığı hasar, sadece velilerin üzerinde kalmamalı, okul/veli arasında eşit şekilde paylaşılmalıdır. Ancak okulların, bu yıl peşin aldıkları ücretler karşısında, eksik ve ayıplı sundukları hizmete ilişkin hiçbir açıklama yapmadan, gelecek yılın zamlı ücretlerini ilan etmelerinin, bir çok veli gibi beni de derinden üzdüğünü belirtmeden geçemeyeceğim. Umarım özel okullar, velilerden gelen tepki ve talepleri sağduyuyla değerlendirir ve kararlarını tekrar gözden geçirerek, velileri de kırmayacak bir çözüm üretirler.
BİR ORTA YOL BULUNAMAZSA, HUKUKİ SÜREÇ NASIL OLMALI?
Velilerin indirim ve iade taleplerine, okul yönetimlerinin kayıtsız kalması durumunda yasal yollardan hak aranması gündeme gelecektir. Okul ile veli arasındaki sözleşmede veliler ‘tüketici’ sıfatına sahiptirler. 6.920 TL’ye kadar olan tüketici uyuşmazlıklarında İlçe Tüketici Hakem Heyetleri, 6.920 TL ile 10.390 TL arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetleri, 10.390 TL üzerindeki uyuşmazlıklarda ise Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Yüz yüze eğitim sona erdikten sonra verilen uzaktan eğitimi yeterli bulmayan ve ‘ayıplı hizmet’ olarak değerlendiren veliler, talep ettikleri indirim miktarı uyarınca, ödedikleri ücretin iadesi için Tüketici Hakem Heyetlerine veya Tüketici
Mahkemelerine başvurabileceklerdir. Tüketici hakem heyetlerine, e-devlet üzerinden başvurmak mümkündür. (https://www.turkiye.gov.tr/tuketici-sikayeti-uygulamasi ) Yukarıda belirttiğim gibi, uzaktan eğitimi ‘ayıplı hizmet’ olarak nitelendirmek ve Tüketicinin Korunması hakkında Kanunun 15/3.Maddesi uyarınca, ayıp oranında indirim talep etmek mümkündür. Ancak uygulamada indirim yönünde karar çıkıp çıkmayacağı, çıkarsa ne oranda indirim yapılacağı konusunda net bir şey söylemek, bu aşamada mümkün değildir.

PANDEMİ SÜRECİNDE OKULLAR ZAM YAPABİLİR Mİ?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ
(https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=15970&MevzuatTur=7&MevzuatTertip=5 )’nin 53. Maddesi uyarınca, özel okullar, bir önceki yılın ortalama (Y.İ-ÜFE+TÜFE)/2 oranına en fazla % 5 eklemek
suretiyle artış yapabilirler. Bu sene için maksimum artış oranı, 11,84+7,36=19,20/2=9,6+5=14,60 olabilecektir. Bu oran üst sınır olup, velilerin bireysel olarak çok zor şartlarla baş başa kaldığı bu ortamda, özel okulların da fedakarlık yaparak hiç zam yapmamaları veya cüzi miktarlarda zam yapmalarını temenni ediyorum. Ama uygulamada, bu temennimin karşılık bulmasını çok da beklemiyorum açıkçası.

GELECEK YIL YENİDEN UZAKTAN EĞİTİM OLURSA VELİLER NE YAPABİLİR?
Milli Eğitim Bakanlığı, Eylül 2020 itibariyle okulların açılacağını açıkladıysa da, salgının ne şekilde gelişeceğini bugünden kestiremediğimiz için, bugünden, ‘Eylül 2020’de okullar kesin açılacak’ deme şansımız da bulunmuyor. Ya da Eylül de okullar açılsa bile, kış aylarında salgının artıp artmayacağı ve okulların yeniden kapanıp apanmayacağını da bugünden kimse garanti edemez. Bu yıl için yaşadığımız süreç, öngörülemez olsa da, bundan sonrası için daha dikkatli olmalı, öngörülerimiz ve beklentilerimiz doğrultusunda hareket etmeli ve okullarla imzalanacak sözleşmeleri çok dikkatli incelemeliyiz. Gelecek yıl da uzaktan eğitime geçilmesi ihtimalini düşünmeli, bu ihtimal gerçekleşirse ücrette bir indirim olup olmayacağını, uzaktan eğitimin süresi ve içeriği hakkında beklentilerimizi baştan konuşmakta ve okullar bu konularda vaatte bulunuyor ise bunun mutlaka yazılı olmasına
dikkat etmeliyiz.

Tüm çocuklarımıza başarılı bir eğitim hayatı ve herkese sağlıklı günler diliyorum.
Av. Şenol ÖZÇAKICI
Tweet by senol_ozcakici

YORUMLAR






    0 YORUM

AV. ŞENOL ÖZÇAKICI YAZDI 'PANDEMİ SÜRECİNİN TEK KAZANANI ÖZEL OKULLAR MI?' | Olay Haber
bodrum escort